20

Bilin ki, dünya hayatı... Maksat dünya yurdundaki hayattır. Ölümden önceki her şey ”dünya" dır. Ölümden sonraki her şey de ”âhiret"ûv.

Ancak bir oyun, yani boş yere oyuncunun kendini yorduğu gibi, sizin de kendinizi yorduğunuz boş bir amel,

oyalanma âhiret amellerinden sizi alıkoyan ve nefislerinizi oyaladığınız değersiz şeyler,

bir süs, kendileriyle süslendiğiniz binek ve elbise gibi şeyler,

aranızda bir öğünme soy-sop gibi şeylerle çalım satma... ”Fahr", mal ve makam gibi, insanın dışındaki şeylerle öğünme demektir. Müfredatta belirtildiğine göre, her değerli şeye ”fâhir" denir.

Ve daha çok mal ve çocuk sahibi olmaktan ibarettir. Yani âlet edevatlarla malları ve çocukları çoğaltmadır.

Dendi ki, dünya hayatı çocukların oyunu gibi bir oyun, kadınların süsü gibi bir süs, akranların övünmesi gibi bir övünme, tüccarların biriktirmesi gibi bir biriktirmeden ibarettir.

Hazret-i Ali, Ammar'a şöyle dedi: ”Dünya için gam çekme. Çünkü dünya altı şeyden ibarettir: Yenilen, içilen, giyilen, koklanan, binilen, nikâhlanılan şeyler... En değerli yiyeceği baldır. O, bir sinek tükrüğüdür. En değerli içeceği sudur. Onda bütün canlılar ortaktır. En değerli giyeceği ipektir. Onu da bir böcek örer. En değerli kokusu misktir. O da ceylan kanındandır. En değerli bineği attır. Üstünde insanlar öldürülür. En değerli nikâhlı kadındır. O da sidik yolunda bir sidik yoludur."

Hadisi şerifte Efendimiz şöyle buyurdu: ”Dünya ile benim ne ilgim var? Dünya ile benim ilgim bir yolcunun haline benzer ki, o yolcu sıcak bir günde bir ağaç gölgesinde gölgelenir. Sonra orasını terkedip yoluna devam eder." (13)

13- Hadisi, Tirmizî, Zühd kitabında 2387 numaralı hadis olarak tahric etmiş ve sahih saymıştır. Bkz. Câmiu'l-Usûl, 4/506.

Tıpkı bu, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna giden bir yağmur gibidir. ”Gays" ihtiyaç dayulan yağmur demektir. Sular azalıp kuraklık olduğu zaman insanlar onu isterler. Gays, sadece faydalı yağmur için kullanılır. ”Matar" ise genel manada yağmur demektir. Âyette geçen ”küffâr" çiftçiler demektir. Ezherî'nin dediğine göre Araplar çiftçiye kâfir derler. Çünkü tohumunu toprakla örter. Zaten lügatta küfr, örtmek demektir. Kâfire kâfir denmesi, hakkı bâtılla örtmesinden ötürüdür. İnsanları örttüğü için kabre, kefr denir. Araplar bu manada şunu da söylerler: ”Küfür ehli, kubur ehlidir." Geceye de, cisimleri örttüğü için kâfir denir. Yahut da küffârdan maksat Allah'ı inkâr edenlerdir. Çünkü onlar dünya zinetine çok düşkündürler. Mü'min ise hoş bir şey gördüğü zaman, aklı ona değil de onu yaratanın kudretine takılır ve kudretten hoşlanır. Kâfirin aklı ise, güzel gördüğü şeyin ötesine geçemez de o meyil içinde kaybolur gider.

Sonra o bitki kurur da, sen onun sapsarı olduğunu görürsün. Yani yer veya gökten gelen bir musibetle parlak ve yeşil iken kuruyup gider. Güzel ve parlak halinden sonra sen onu sararmış görürsün. ”Sararır" demedi de ”sen onun sapsarı olduğunu görürsün" dedi. Çünkü sararmak kurumakla birlikte olur. Buradaki maksat ise, ayrıca sararmış halde görülmesidir.

Nihayet çer çöp olur. Çer çöp diye ifâde ettiğimiz ”hutâm" kelimesi ile ilgili olarak Kâmus'da dendi ki: ”Hatm, kırmak demektir. Veya sadece kuru olan şeyler için kullanılan bir kelimedir."

Âyet, dünya işlerinin değersizliğini ifade etmektedir. Değersiz olan dünya işleri, kendileriyle istikbaldeki kurtuluşa enlemeyen işlerdir. Bunların hayalî şeyler olduğu temsil yoluyla anlatılmaktadır. Yani bunların gerçeği yoktur.

Hazret-i Ali şöyle demiştir: ”İnsanlar uykudadır. Öldükleri vakit uyanırlar."

Dünyanın faydası az, elden çıkması çabuktur. Akıllı kimseler onunla yetinmek, huzur bulmak şöyle dursun, ona meyil bile göstermezler.

Bu âyette, zikredilen bitkilerle dünyanın geçici ve faydasız haline temsil getirilmiştir. Aslında dünya hayatının süsü, Allah'ın süsüdür. Fakat bu, niyete göre değişir. Bu süs tabiî olarak sevilir. Şer'an yasak olmamasına rağmen insan o süse bizzat meylederse o, dünyanın süsü olur ve bundan dolayı kınanır. Ama Rabbinin emir ve müsadesiyle yönelirse Allah'ın süsü olur ve bu meyilden dolayı övülür. Çünkü Allah'ın emri ve bu emre bağlı her şey önemlidir. Dünya hayatı ise oyun, oyalanma, süs ve övünmedir. İnsanın böyle şeylerle övünmesi, bunların mahiyetini bilmemesinden dolayıdır. İşte bu, kınanma sebebidir.

Âhirette ise çetin bir azap vardır. Dünyaya yönelip de onunla âhireti kazanmayanlar için çetin bir azap vardır. Âyette mağfiret ve rızadan önce azap zikredildi, çünkü azap açıkça belirtilen dünya hallerine dalmanın sonuçlarındandır.

Yine orada Allah'ın mağfireti ve rızası vardır. Evet orada, dünyadan yüz çevirip dünyayı âhirete hatta sadece Allah'ın rızasını kazanmaya vasita yapanlar için büyük bir mağfiret ve ölçülemiyecek büyüklükte bir rıza vardır. Burada iyi niyetin faziletine ve mubah olan şeyi ibadete dönüştüreceğine işaret vardır.

Dünya hayatı aldatıcı bir geçinmeden ibarettir. Dünya hayatı, cam ve çömlek gibi şeylerden yapılan ve çabucak kırılıp dökülen mallar gibidir, însan önce onlara meyleder. Fakat eline alıp da kullanmak isteyince kırılıp yok olur.

20 ﴿