25Yemin olsun ki, peygamberlerimizi açık belgelerle gönderdik. Peygamberleri. Ebu'ssuud'un tefsirinde de belirttiği gibi, kendilerini en doğru yola yönlendirmeleri için ümmetlere gönderdik. Yani apaçık mucizelerle gönderdik. Ve insanlar adaleti yerine getirsinler diye beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Gerçeği açıklamak, işin doğrusunu ayırdetmek için bütün kitapları indirdik. Bunu pratik ve teorik gücü tamamlamak için böyle yaptık. Kitaplarla birlikte inmek meleklerin, kitapları insanlara indirmek (tebliğ) peygamberlerin işidir. ”Mizan"dan gaye, insanların alış-verişlerinde kullandıkları ölçüdür. Kimse kimseye haksızlık yapmasın, alırken ve verirken aralarında adaleti gözetsinler diye bunları indirdik. Mizanı (ölçü-tartı âleti) insanlar yapar. Gökten inme değildir. İbn Abbas'tan şöyle rivayet edilmiştir: ”Üç şey Adem (aleyhisselâm)'le birlikte inmişin Haceru'l-Esved ki, indiğinde kardan daha beyazdı. Mûsa'nın asası ki cennetteki mersin ağacındandı. Boyu on arşın idi. Bir de demir." Biz demiri de indirdik ki, onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Hasan-ı Basrî'ye göre, demiri indirmekten maksat, yaratmaktır. Nitekim şu âyette de aynı şey söz konusudur: ”Sizin için hayvanlardan sekiz çift indirdi." (Zümer:6) Yani yaratıp meydana getirdi. Diğer yandan Allah'ın hükümleri, takdir ve emirleri gökten iner. Bir başka âlim dedi ki: ”Biz demiri madenlerden çıkardık. Çünkü adalet ancak idare ve otorite ile sağlanır. Otorite, vasıtalara ihtiyaç duyar, âletler de demire muhtaçtır. Demirin aslı sudur. O da gökten iner. Demirdeki büyük kuvvetten maksat, kendisiyle savaşılmasıdır. Yahut da kuvvetten gaye harp silâhlarıdır. Çünkü harp âletleri ancak demirden yapılır. Demirde insanlar için başka faydalar da vardır: Bıçak, balta, saban, iğne vs. Her sanat ya demirdendir veya demirden bir âletle yapılır." Bu, Allah'ın, dinine ve peygamberlerine görmeksizin yardım edenleri meydana çıkarması içindir. Yani bu, Allah'ın, düşmanlarıyla savaşta kılıç, ok ve diğer silâhları kullanmak suretiyle dinine ve peygamberlerine yardım edenleri ortaya çıkarması içindir. İbn Abba s'a göre; ”görmeksizin ”den maksat, Allah'ı görmeden onun dinine yardım etmeleridir. Çünkü itaat edilen şeyi görmeksizin itaat etmekle, ancak sevap ve övgü kazanılır. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür. Helak etmek istediğini helak etme kuvvetine mâliktir. Başkasının yardımına ihtiyaç duymayacak derecede güçlüdür. Onlara cihadı emretmesi, ondan faydalanmaları ve sevaba nail olmaları içindir. ”Kuvvet", bünyenin sağlam, dayanıklı ve sert olmasıdır. Zaafın zıddıdır. Allah için kuvvet, kudret manasınadır. O da canlının, iradesiyle bir şeyi yapma veya yapmama imkânı bulduğu sıfatıdır, ”izzet" ise her şeye galip geline demektir. Zerrûkî (radıyallahü anh) şöyle dedi: ”Kavi (kuvvetli) demek, fiillerinde, sıfatlarında ve zatında zaaf gelmeyen, yorgunluk ve gevşeme göstermeyen, yapma ve yıkmada acizlik ve kusur tanımayan demektir." |
﴾ 25 ﴿