6

Hani, Meryem oğlu İsa da: ’Ey İsrail oğulları! Ben size Allah'ın elçisiyim. Kalplerinin, kendisini aşağıdaki sözünde tasdike meyletmesini sağlamak için onlara bu tarzda hitabetti.

Benden önce gelen Tevrat'ı tasdik eden ve benden sonra gelecek olan Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyen kimse olarak (geldim) demişti. İsa (aleyhisselâm)'nın Tevrat'ı tasdik etmesi, İsrail oğullarının onu tasdik etmesini sağlayan en güçlü sebeplerden birisidir. Burada anlatılan mânâ şudur: Din ve dünya işlerinin düzgün yürümesi için mutlaka bulunması gereken hükümleri tebliğ etmek için size gönderildim. Aynı zamanda, benden evvel gelen Tevrat'ı tasdik edici ve benden sonra gelecek olan bir peygamberi müjdeleyici olduğum halde size gönderildim. İsâ (aleyhisselâm)'nın doğumu ile Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)in hicreti arasında 630 yıl vardır.

Bazı âlimler dedi ki: ”İsâ (aleyhisselâm) İsrailoğullarma Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in geleceğini müjdeledi. Tâ ki. Rasûlüllah gelince ona iman etsinler veya Rasûlüllah ortaya çıkınca Hazret-i İsa'nın müjdesi bir mucize olsun. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)i müjdelemek, aynı zamanda Kur'an'ı da müjdelemektir. Tevratı olduğu gibi Kur'an'ı da tasdik etmektir.

Âyetteki ”Ahmed"den maksat, Hazret-i Muhammed Mustafa (sallallahü aleyhi ve sellem)'dır. Hazret-i İsâ, tebliğ ettiği dinin, Allah'ın geçmiş ve gelecek tüm kitaplarını ve peygamberlerini tasdik etmesini istiyor. Bunun için, peygamberlerin hüküm verdikleri semavî kitapların ilki olan Tevrat'ı ve nebilerin sonuncusu olan Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'i zikretti.

Rivayet olundu ki, Ashab-ı Kiram (Allah cümlesinden razı olsun): ”Ey Allah'ın Rasûlü! Bize kendinden haber verir misin?" dediler. Rasûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) de: ”Ben, İbrahim'in duası, İsa'nın müjdesiyim. Annem bana gebe kalınca rüyasında, Şam'daki Bıısrâ şehrindeki köşkleri aydınlatan bir nurun kendisinden çıktığını görmüştür," (3) buyurdu. Busrâ, Şam'da bir yerdir.

3- Hadisi İbn Merdûye ve İbnü Asâkîr rivayet etmiştir. Bkz. ed-Dürrü'l-Mensûr 6/214 ve el-Fethu'l-Kebîr, 1/272.

Her peygamber kendi kavmine, peygamberimiz Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in geleceğini müjdelemiştir. Bu âyette Cenab-ı Hak, yalnız İsâ (aleyhisselâm)'nın müjdesini zikretmiştir. Çünkü O, Rasûl-i Ekrem'den evvel gelen son peygamberdir. Böylece her peygamberin tek tek kendi kavmine müjde verdiğini ve bu müjdenin İsâ (aleyhisselâm)'da son bulduğunu Cenab-ı Hak açıklamış oluyor. Nitekim Keşfu'l-Esrar isimli kitapta da böyle söylenmiştir.

Alimlerden birisi şöyle der: ”İsâ (aleyhisselâm) nın göğe kaldırılışı ile Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)in doğumu arasında yaklaşık olarak 545 yıl vardır. Hazret-i İsâ semaya kaldırıldığında 33 yaşında bulunuyordu. Rasûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem)'in hicreti ile Hazret-i İsa'nın semaya kaldırılışı arasında da 598 yıl vardır. Hazret-i Cebrail (aleyhisselâm) Hazret-i İsa'ya 10 defa inmiştir. On defasında da ümmeti olan Hristiyanlar ihtilâf halindeydi. Bizim Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e 24 defa inmiştir. Her defasında ümmet-i Muhammed, ilâhî merhamete lâyık ve en üstün meziyetleri kendisinde toplamış bir haldeydi."

Rivayet olundu ki, Havariler İsâ (aleyhisselâm)'ya şöyle dediler: ”Ey Allah'ın Rasûlü! Acaba bizden sonra bir ümmet gelecek inidir?" Hazret-i İsâ: ”Evet, Muhammed'in ümmeti gelecektir. Onlar, hikmet sahihi, âlimler, sâlihler ve müttakî kimselerdir. Dini anlamada peygamberler gibidirler. Az bir rızık ile de Allah'tan razı olurlar. Allah da onlardan az bir amel sebebiyle razı olur."

"Ahmed", Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)'in adıdır. O, Allah'a devamlı hamd ettiği için ”Muhammed", Hamd sancağını taşıyacağı için de ”Ahmed" diye isimlendirilmiştir.

Râğıb der ki: ”Ahmed ismiyle Peygamberimize işaret edilerek dikkatler şuna çekilmiştir: O'nun adı Ahmed olduğu gibi, aynı zamanda O, İsâ (aleyhisselâm)'dan sonra ve ondan evvelkilerden daha çok Allah'a hamd eden kimse idi."

Fakat o, kendilerine açık deliller getirince: ’Bu apaçık bir sihirdir,' dediler. Bundan sonra gelecek âyetlerin açıkladığı gibi ”açık deliller getiren" peygamberden maksat, daha evvel müjdesi verilen ve adı ”Ahmed" olan peygamberdir. Bazı müfessirlerin: ”Kastedilen peygamber Hazret-i İsa'dır" şeklindeki görüşleri gerçekten uzaktır. Çoğul olan zamirin İsrailoğullanna gitmesi verdiğimiz mânâya zıt düşmez. Çünkü Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tüm insanlığa gönderilmiştir. ”Açık deliller" den maksat, Kur'an-ı Kerim ve benzeri açık mucizelerdir. Ayette ”hu" işaretiyle kasdettikleri, Kuran veya Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)'dir. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)i ”sihir" olarak isimlendirmeleri, mübalâğa içindir.

6 ﴿