2

Onlar, yeminlerini kalkan yapıp (insanlar!) Allah'ın yolundan saptırdılar. ”Onlar"dan maksat, münafıklardır. İnandıklarına dair yaptıkları yemin, yalan yemindir. Çünkü şehâdet le te'kid kastedildiği zaman, yemin yerinde kullanılır. Ebû Hanife (radıyallahü anh) görüşüne bunu şahit göstererek demiştir ki: ”Şehâdet ederim demek, yemin ederim demektir." Yemin, el manâsına gelen kelimeden alınmadır. Çünkü yemin eden kişi eli ile işaret eder.

İhtiyaç anında Allahü teâlâ  adına yapılan doğru yemin caizdir. Zira Rasûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem)'in zaman zaman: ”Allah'a yemin ederim ki... Hayatım kudret elinde olan Allah'a yemin olsun kî..." dediği vakidir. Fakat kesin bir zaruret olmadıkça Cenab-ı Hak'kın adını gelişi güzel kullanmaktan sakınmak gerekir.

Münafıklar Allah adına yaptıkları yemini kalkan yaparak, kendilerini esir olmaktan, öldürülmek ve benzeri gibi şeylerden korumaya çalışırlardı. ”Yemini kalkan yapmak," İhtiyaç anında yemin ederek cezadan kurtulabilmek için, kendilerini yemin etmeye hazırlamaktan ibarettir.

Münafıklar, İslâm'a girmek isteyen kimseleri ”O peygamber değildir" diyerek, Allah yolunda harcama yapmak isteyenlere de engel olmak suretiyle onları İslâm'dan alıkoymaya çalışıyorlardı. Nitekim ileride bu anlatılacaktır. Şüphe yoktur ki, münafıkların bu engellemeleri fiilen yemin etmelerinden önce geliyordu. Kalkan manâsına gelen ”cünnet" kelimesinin kökü olan ”cin", bir şeyi duyu organlarından saklamaktır. ”Cennehui-leylü" gece onu karan lı ğıyla örttü, denir. Duyu organlarına karşı kapalı olduğu için kalbe de ”cenan" denmiştir. ”Cünnet", yahut micenn, kişiyi koruyup örten kalkandır. ”Cennet", ağaç ve ne bati arıyla toprağı örten, ağaçlı her bahçeye denir.

Şüphesiz onların yaptıkları ne kötüdür! Yani onların yaptıkları iki yüzlülük, İslâm'dan alıkoyma ve Allah yolundan yüz çevirme ne kötü şeylerdir!

2 ﴿