7Onlar: ’Allah'ın elçisinin yanında bulunanlar için hiçbir şey harcamayın ki dağılıp gitsinler' diyenlerdir. Münafıklar Ensar'a diyorlardı ki: ”Rasûlüllah in yanında olanlara, geçimlerini sağlayabilecekleri hiçbir nafaka vermeyin." Bununla fakir muhacirleri kastediyorlardı. Gerçekte inanmadıkları halde Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) demeleri, ya istihza ve küçümsemek veya kendisiyle şöhret bulduğu bir lâkabı gibi olduğu içindi. Yoksa onlar, Rasûlüllah olduğunu kalben tasdik etselerdi, kendilerinden nifak hareketleri meydana gelmezdi. Şu da mümkündür: Münafıklar ”Rasûlüllah" dememiştir. Fakat Cenab-ı Hak, Rasûl-ı Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem)'i yüceltmek ve ona ikram için ”Rasûlüllah" ifadesini kullanmıştır. ”Dağdip gitsinler" derken de, kendi kabilelerine yani Mekke'ye dönsünler demek istiyorlardı. Oysa, göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Fakat münafıklar (bunu) anlamazlar. ”Rızıkların hazineleri yalnız Allah'ın kudret elindedir, dilediğine verir, dilediğine vermez" gerçeğini açıklayarak, infâk etmedikleri takdirde fakir Müslümanlar Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)in etrafından dağılıp gidecekleri tarzındaki zanlarını, Cenab-ı Hak red ve iptal ediyor. Yağmurlar ve nebatlar da Allah'ın rızık hazinelerindendir. ”Hazâm", hızâne kelimesinin çoğuludur. Hizâne, değerli malların depolanıp korunduğu yerdir. Mahzen de aynı manaya gelir. "Her şeyin hazineleri yalnız Bizim yanımızdadır. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz. ”(Hicr:21) âyetinin tefsirinde bu hususta izahlar geçti. Münafıklar, Allah'ı ve Allah'ın kainattaki faaliyetlerini bilmedikleri için, bunu anlamazlar ve küfrü gerektiren sözleri söyler dururlar. |
﴾ 7 ﴿