10

Allah bununla birlikte, ankette

onlar için pek çetin bir azap hazırlamıştır. Yani hikmetine göre ilminde takdir etmiştir. Ya da cehennemde, aslı belirtilmeyen azap sebepleri hazırlanmıştır. Onlar dünyada ve âhirette hesaba çekilirler ve azaba uğratılırlar. Dünyada bir musibete çarptırılır sa bu onların günahlarına keffâret olmaz. Çünkü küfürden dönmüş değillerdir. Dolayısıyla âhirette de azap edilirler.

O halde ey gerçek, yakînî, şühûdî imanla

iman etmiş olan... Bazıları da ”hakka ve doğruluğa İnanan" diye anlamışlardır. Bunun kayıtlayıcı değil, açıklayıcı sıfat olması caizdir. Çünkü mü'minlerden başkaları akıl sahiplerinden sayılmaya lâyık değillerdir. Ancak ”lüb" ile, ahmaklık, aptallık, delilik ve daha başka bir zaaftan uzak olan akıl muradedilirse müstesna.

Akıl sahipleri! Allah'tan korkun. Yani inkarcı inatçılardan, geçmiş milletlerin hâli ve başlarına gelen azap ve vebalden ibret alın. ”Allah'tan korkun" sözünün anlamı, ”Eğer akıllarınız, şüphe lekelerinden kurtulmuşsa, emirlerine ve vaşaklarına riayet ediniz," demektir. ”Lüb": Şüphe lekelerinden arınmış olan akıldır. Akıl şüpheden, kalp de hevâ hevesten arındığı zaman iman yakînî olur. Bu yüzden Allah onları ”iman edenler" diye belirlemiştir. Âyette takva emrinin sadece müminlere yöneltilmiş oluşu, onların takvadan istifade edenler oluşundan dolayıdır.

Allah size gerçekten bir uyarıcı indirmiştir. Bir sonraki âyette bedel olarak getirilen ”rasiden" kelimesinin açıkladığı gibi, o uyarıcı, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'dir.

10 ﴿