11İman edip sâlih amel işleyenleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için yani Hazret-i Peygamberin indirilmesinden sonra iman edenleri, demektir. Aksi halde İmanla belirtilenleri küfürden çıkarmak imkânsızdır. Çünkü onlar kâfir değiller ki küfürden çıkartılsınlar. İmanın ve sâlih amelin şerefini göstermek için ”sizi çıkarmak için" denilmedi. ”Karanlıklardan aydınlığa" sözünden maksat, dalâletten hidayete, bâtıldan hakka, cehaletten ilme, küfürden imâna, gafletten uyanıklığa, Allah'tan başkası ile ünsiyetten Allah'la ünsiyete, Allah'ın inayeti ile çalışma ve gayrette onların dereceleri ve tabakaları üzerine çıkarmaktır. Size ey akıl sahipleri Allah'ın apaçık âyetlerini yani Kur'an'ı, açıklayıcı, sizin ihtiyacınız olan hükümleri ortaya koyucu olarak veya açık, mânâlarında ve insaf sahibi edebiyatçılar nazarında mûcizeliği gizli olmayan Kur'anı okuyan, arzeden bir peygamber (göndermiştir.) Rasûlüllah sürekli Kur'an okuduğu için veya Kur'anı tebliğ ettiği, onunla insanları uyardığı için kendisine önceki âyette ”zikir" denilmiştir. Onun gönderilişi de terşih yoluyla (açıklama yoluyla) ”indirilme" şeklinde ifade edilmiştir. Yani Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Kur'ania olan birlikteliğinin çokluğu sebebiyle kendisi ”zikr"e -ki o Kur'an'dır- benzetilmiştir. Çünkü kendisine vahiy indirmek onu göndermenin sebebidir. Kimi bilginler bu bölümü şu şekilde izah etmişlerdir: ”Şüphesiz Allah size zikri yani Kur'anı indirdi ve Rasûlü yani Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'i gönderdi." Ama îcaz, ”Rasûl" kelimesini nasbeden fiilin ihtisarını gerektirdi. Zaten karine de buna işaret etmektedir. O karine: ”Ona saman yedirdim ve soğuk su içirdim mânâsında, -içirdim anlamına gelen kelimeyi kullanmadan-’aleftuhâ tibnen ve mâen bâriden' sözünün benzeri olan’enzele (indirdi) kelimesidir." Kâşânî der ki: ”"Allah size gerçekten bir uyarıcı (zikri) indirdi,' sözündeki ”zikr" den maksat, Allah'ın zâtını, sıfatlarını, isimlerini, fiillerini ve âhireti içeren Kur'an'dır. ”Rasûl" den maksat da Kur'anı Peygambere indiren Cebrail'dir. ”Rasûl" kelimesi, ”zikr" den bedelü'l-iştimaldir. Çünkü ”zikr" onu kesintisiz olarak, ruhu nebeviye indirmek ve mânâları kalbe aktarmaktır." Kim Allah'a iman eder, riyadan, yapımcılıktan ve dünyevî bir maksattan arınmış olarak sâlih amel işlerse... Allahü teâlâ imam ve sâlih ameli, onların ehli olmayanları, onlara teşvik etmek ve heveslendirmek için zikretti. Büyüklerden biri: ”Eğer iman tek başına güzel ahlâk verseydi, mü'mine şunu yap, şunu yapma denmezdi. Bazen iman olmadan da güzel ahlâk bulunabilir," demiştir. Allah onu, köşklerinin veya ağaçlarının altlarından ırmaklar akan, -bunlar. Muhammed Süresinde adı geçen dört nehirdir- içlerinde kesintisiz ebedî kalacakları cennetlere sokar. Allah ona gerçekten güzel bir rızık vermiştir. Bu ifadede, Allah'ın müminlere verdiği sevap rızkını yüceltme ve hayret anlamı vardır. Çünkü haber cümlesinden, haberin veya lâzımının faydası hasıl olmayınca, makam gerektiriyorsa hayret mânâsı anlaşılır. Sanki şöyle denilmiştir: ”Allah'ın onlara verdiği rızık ne kadar güzel ve ne kadar bol!.." |
﴾ 11 ﴿