16

Yakında Biz onun hortumunun üstünü damgalayacağız. Yani işaret koyacağız. ”Hortum," burun anlamındadır. Ayetin manası şöyledir: Biz onun en şerefli yerini dağlamak suretiyle tanınacağı bir işaret koyacağız. Böylece onu küçük düşürüp alçaltacağız. Zira burun, önde olduğu için yüzdeki en değerli yerdir. Bu yüzden burnu hamiyet ve şeref yeri saymışlardır. İnsanın izzet-i nefsine dokunacak şeyi kabul etmemesi anlamında kullanılan ”el-enefelü" kelimesi, burun kelimesinin Arapçası olan ” el-enfü" kelimesinden türemedir. Buruna verdikleri önemden dolayı Araplar; ”buruna burun", ”burnunu korudu" gibi terimleri çok kullanırlar. Ayrıca zillete düşmüş kişi için ”burnu kesildi, burnu sürtüldü" terimleri kullanılır. Âyette burnun ”hortum" kelimesiyle ifadelendirilmesi, sahibini küçümsemek ve hakaret içindir. Çünkü hortum sadece fil ve domuzda bulunur. Benzetilen hayvan ne kadar çirkin ve pisse, küçümseme ve hakaret o kadar ağır olur. Denildiğine göre, Bedir Savaşında Velîd'in burnunda bir yara çıkmış ve onun izi kalmıştır. (15)

15- Bazı tenkitçi bilginler bu haberi zayıf bulmuşlardır. Çünkü Velîd, Bedir savaşından önce ölmüştür. Dolayısıyla o, izi hayatı boyunca kalan bir damga ile damgalanmamıştır. Kabule şayan olanı, ”Onun hortumunun üstünü damgalayacağız." âyetinden maksat, alçaklık, ve zillettir ki bu hayatında ve ölümünde onunla beraber olacaktır. Zemahşerî böyle demiştir.

Rağıp el-lsfehânî ise bu âyeti şöyle açıklar: ”Biz ona öyle bir utanç yapıştırırız ki ondan asla silinmez. Bu, onun olabildiğince alçaltılmasından kinayedir. Bu mananın, burunu damgalamakla ifadelendirilmesi, yüzün en şerefli organ, burnun da onda en çok göze çarpan yer oluşundan dolayıdır. Burunu damgalamak, onu en üst biçimde alçaltmak ve küçümsemektir. Çünkü yüzü damgalamak hakarettir. Ondaki en çok görünen organı damgalamak daha büyük bir hakaret olur."

el-Utbî şöyle demiştir: ”Allahü teâlâ  Velîd'i yemin etmekle, aşağılıkla, kusur aramakla, söz taşıyıcılıkla, cimrilikle, zulümle, günahkârlıkla, kabalıkla ve yanaşmalıkla nitelemiş, ona kendisinden dünyada ve âhirette hiç ayrılmayacak bir utanç yapıştırmıştır. Âyetteki ’ütül' kelimesi ile ilgili olarak Şâ'bî'den nakledilen şu sözler bizim dediklerimize işaret etmektedir: el-ütül; şiddetli, ez-zenîm; kendisinde, koyunun tanındığı gibi tanınacağı şer damgası bulunan kişi."

Bu kelime ile ilgili olan bir başka izah da şudur: ”Biz onu, kıyamet günü diğer kâfirlerden ayıran çirkin bir alâmetle tanıtacağız. Onun yüzü simsiyah olacaktır. Çünkü Hazret-i Peygambere düşmanlıkta en ileri giden o olmuştur. Bu izaha göre ”Hortum": Parçanın zikredilip, bütünün mıırad edilmesi yoluyla mecazî olarak yüz manasına gelir.

16 ﴿