35Hiç Biz, Müslümanları o günahkârlar gibi tutar mıyız? Kureyşin ileri gelenleri, dünyadaki kendi kısmetlerinin bolluğunu, Müslümanların kısmetlerinin ise azlığını görüyorlardı. Ahiretle ilgili ve Allah'ın Müslümanlara yönelik bir vaadini duyduklarında: ”Eğer Muhammed'in ve beraberindekilerin sandıkları gibi, öldükten sonra gerçekten diriltilecek olursak, o zaman bizim halimiz, ve onların halleri dünyadaki hallerimiz gibidir. Bizden ileri ve üstün olmaları hiç mümkün değildir. Onların ulaşacağı son nokta ancak bizim seviycmizdir," diyorlardı. İşte bu âyette Allahü teâlâ, onların bu sözlerini reddetti. Ayetin başındaki soru edatı olan ”hemze" inkâr içindir. Şu anlamdadır: ”Biz hiç hükümde onlara zulmeder miyiz? Kurtuluşun gerçekleşmesinde ve derecelere ulaşmakta Müslümanları, kâfirler gibi tutar mıyız?" Ayetin iniş sebebinin delaletiyle anlıyoruz ki. ”günahkârlar" dan murad, kâfirlerdir. Onlar inkâr ve şirkle, kelimenin tam anlamıyla günahkâr, suçludurlar. Ama mutlak anlamda günahkârlık, İslama zıt değildir. Her ne kadar itaatkâr Müslüman, fasık Müslüman gibi değilse de, Müslüman da günahkâr olabilir. Bu ifade, kafası çalışan için bir öğüt, gören için günahtan uzaklaştırıcı bir sözdür. Onların sözlerinin reddini daha da katılaştırmak için, söz karşıdakine hitap şekline dönüştürülerek şöyle denilmiştir: |
﴾ 35 ﴿