43Gözleri düşük bir halde kendilerini rüsvay eden şiddetli bir zillet kaplar. Düşüklüğün, gözlere nispet edilmesi, eserinin orada görülmesinden dolayıdır. Yoksa diğer organlar da zelil, düşüktür. Ebıı'l-Leys'e göre bunun anlamı şudur: ”Müslümanlar, başlarını secdeden kaldırdıkları zaman, gözleri kar gibi bembeyaz olur. Secde edemeyen Yahudiler, hiristiyanlar ve münafıklar onları görünce üzülürler, yüzleri kararır. Ayetteki ”kendilerini bir zillet kaplar" cümlesi işte buna işarettir. Oysa onlar dünyada sapasağlam sıhhatlli ken de secdeye davet ediliyorlardı. Oradaki davet teklifi (bir görev yükleme) daveti idi. ”Secde" den murad, ya namazdır, ya da namazın içerisindeki secdedir. Secde taatlerin en büyüğü olduğu için özellikle anılmıştır. Bazı bilginler ise, bu âyeti şöyle açıklamışlardır: ”Ya’Allah'a secde edin ve ibadet edin,' âyetinde olduğu gibi sarahaten veya’namazı kılınız" (Bakara: 43) âyetinde olduğu gibi zimnen Allah'ın daveti ile secdeye çağrılırlar. Ya da’Kulun Rabbine en yakın olduğu hali, secde halidir. Orada çok dua ediniz.' hadisinde olduğu gibi Peygamberin davetiyle çağrılırlar. Yahut da her asrın âlimlerinin davetiyle çağrılırlar. Müezzinlerin ezanları ve ikametleri secdeye çağıran şeylerin en büyüklerindendir. Onların: ”Hayya ale's-salâh" sözleri, hiç şüphe yok ki davettir. Ne mutlu’Allah'a çağırana uyunuz.' (Ahkâf: 31) âyetine imtisalen, onların davetine gönül rızasıyla uyanlara." Ayette onların secdeye davet edilme halleri ”sapasağlamken" şeklinde ifade edilmiştir. Bundan maksat, dünyada iken sıhhatte olmaları, organlarının ve mafsallarının âfet ve hastalıktan uzak olması, secde etmeye tam anlamıyla imkân bulmalarıdır. Âyette onların secdeye davet edildikleri belirtilmiş ama davete uyup uymadıklarına temas edilmemiştir. Ama takdir: ”O davete uymazlar, imtina ederler," şeklindedir. Bunun anıl mayısı, kolayca anlaşılacağına olan güvenden dolayıdır. Âyet, farz namazları terkedenler veya cemaate katılmaktan geri kalanlar için bir tehdittir. Bir hadis-i şerifte belirtildiğine göre bir adam Rasûlüllah'a: ”Allah'a, cennette beni sana yoldaş etmesi için duâ et," dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): ”Çok secde etmek suretiyle nefsine karsı bana yardım et," buyurdu. Şeyh Ebû Talip el-Mekkî, Kûtü'l-Kulûb adındaki eserinde şöyle der: ”Namaz mutlaka cemaatle kılınmalıdır. Özellikle kişi ezam duyarsa veya evi camiye komşu olursa. Komşuluğun son sınırı kendi eviyle cami arasında yüz evin olmasıdır. Namaz kılman mescidlerin en uygunu, kişinin evine en yakın olanıdır. Ama çok adım atmaktan veya imamının daha faziletli oluşundan dolayı uzağa giderse müstesna. Bilgili ve fazıl olan imamın arkasında kılman namaz daha faziletlidir." |
﴾ 43 ﴿