47

Ey insanlar!

Sizden hiçbiriniz de buna, o söz uydurana yaptığımıza

mani olamazdınız. ”Mani olamazdınız" diye ifade edilen ”hâcizîn" kelimesi çoğuldur. ”Hiçbiri" dediğimiz ”ehad" kelimesinin sıfatıdır. Mânâ şudur: ”Sizden, maktule veya onun öldürülmesine engel teşkil edecek hiçbir kavim yoktur. Yani hiç kimsenin engel olamaya ve savunmaya gücü yetmez."

Âyeti kerime dikkat çekiyor ki, eğer Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) kendisine vahyedilen şeye bir tek harf ilâve etse veya ondan bir tek harf eksikse yada kendisi bir şey söylese, O'nun katında insanların en değerlisi olduğu halde Allah onu cezalandırır. Bazı sapık grupların yaptıkları gibi, Allah'ın kitabından bir şeyi değiştirmeye kalkan veya kendiliğinden bir şey söyleyene ne yapacağını var sen tasavvur et. (9)

9- Şiîlikte aşırı olan bazı râfızîlerin durumu buna örnektir. Onlar iddia ediyorlar ki: ”Hazret-i Ali için olan ve velayet sûresi denilen bir sûre, Kur'an'dan çıkartılmıştır. Yine Kur'an'dan bazı âyetler atılmıştır. Meselâ İnşirah Sûresi'nde ”elem neşrah leke sadrak, ve vaza'na anke vizrak" âyetlerinden sonra ”ve cealna Aliyyen sıhrak; Ali'yi sana damat yaptık" diye bir âyet varmış da o atılmış!" Allah korusun böyle lâflar; küfürdür ve Allah'ın âyetlerini yalanlamaktır. Çünkü Allahü teâlâ, kitabını korumayı kendisi tekeffül etmiştir. ”Şüphesiz zikri (Kur'ani) Biz indirdik ve şüphesiz onu Biz koruyacağız." buyurmuştur. (Hicr: 91) Onların bu sözleri, Allah'ın Kur'an'ı koruma konusundaki sözünü ve vaadini yalanlamaktadır. Böyle bir şey iman iddiasıyla nasıl bağdaşır? Üstelik İnşirah Sûresi'nin Mekke'de indiğine tüm bilginler müttefiktirler. Hazret-i Ali'nin Hazret-i Fatıma ile evliliği ise Medine'de olmuştur. Öyle olunca ”Ali'yi sana damat yaptık" şeklindeki bir âyetin o sûreden çıkartıldığını nasıl iddia ediyorlar? Hayret! O zaman orta yerde ne evlilik vardı, ne nişanlılık. Allah korusun bu, sapıklık ve kalp hastalığıdır. Bu konu ile ilgili olarak Muhibbücldin el-Hatib'in ”Hutûtün arizatun fi mezhe-bir'ş-Şîa" adındaki eserine bakınız.

47 ﴿