28

Bunun, ayrılık olduğunu anlar. Ölüme yaklaşmış olan şahıs ölüm meleklerini görünce, başına gelen şeyin sevgili dünyadan ve düşük mallarını kazanmak için değerli ömrünü zayi ettiği nimetlerinden ayrılmak olduğunu çok iyi anlar.

İmam Fahreddin Razî şöyle der: ”Bu âyet delâlet etmektedir ki ruh, kendi kendine durabilen, bedenin ölümünden sonra da kalan bir cevherdir. Çünkü Allahü teâlâ  ölümü ayrılık diye adlandırmıştır. Ayrılık ancak ruh bakî olduğu zaman söz konusudur."

Müzeni de şunları söylemiştir: ”Ölüm hastalığında iken Şafiî'ye uğradım.’Nasıl oldun,' dedim. 'Dünyadan göç eden, dostlardan ayrılan, kötü amelime kavuşan, ölüm kasesini içen, Rabbine varan bir halde oldum. Bilmiyorum ki ruhum cennete mi varıyor da tebrik edeyim, yoksa cehenneme mi giriyor onu takviye edeyim,' dedi. Sonra da şu iki beyti okudu:

Kalbim katılaşıp, yollarım daraldığında,

Umudumu senin affına doğru merdiven yaptım.

Günahlarım bana büyük göründü ama ey Rabbim!

Senin affına yaklaştığım zaman, senin affın daha büyüktür.

Yahya b. Muaz rahimehullah şöyle demiştir: ”Cenaze kabre girdiği zaman, kabrin köşesinden dört melek çıkar: birincisi başının, ikincisi ayaklarının yanında üçüncüsü sağ, dördüncüsü de sol tarafında oturur. Başının yanındaki: ’Ey Âdemoğlu! Vâdeler yok oldu, emeller zayıfladı." der. Sağ tarafındaki: ”Mallar gitti, ameller kaldı" solundaki: ’Meşguliyetler gitti, vebal kaldı' ayaklarının yanındaki de: 'Eğer kazandıkların helâlse ve dünyada iken Yüce Allah'ın hizmetinde isen ne mutlu sana!' der.

28 ﴿