48Onlara yani yalanlayanlara: 'Rükû edin' Allah'a itaat edin, boyun eğin. Vahyini kabul etmek ve dinine uymak suretiyle tevazulu olun, bu kibirlenmeyi bırakın. Bu mânâları ifade eden kelime âyette ”ırkeû; rükû edin" şeklindedir. Çünkü birisi için rukûa ve secdeye varmak onun için tevazu ve onu tazimdir, yüceltmedir. -Secde, tevazu ve tazim bakımından rukûdan daha üstündür. Bu yüzden ”Allah'tan başkası için secde etmek, ibadet maksadıyla olursa küfürdür, tazim maksadıyla olursa çok büyük tehlikedir" denilmiştir.- Denildiği zaman rükû etmezler. Allah'tan korkmazlar ve bu emre uymazlar. İçerisinde oldukları kibirde ısrar ederler. Bu âyet, şu şekilde de açıklanmıştır: Namaz kılmakla veya rükû etmekle emrolundukları zaman, onu yapmazlar. Çünkü rivayet edilmiştir ki bu âyet Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Sakîflilere namazı emrettiği zaman inmiştir. Onlar Rasûlüllah'ın emrine karşılık: ”Biz yere kapanmayız ve rukûda durmayız. Çünkü o bize ardır" demişlerdi. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): ”Rükû ve secdesi olmayan dinde hayır yoktur" buyurmuştur. Araplar cahdiye döneminde putlara secde ediyorlardı ama rükû etmezlerdi. Dolayısıyla rükû, Müslümanların namazlarının alâmetlerinden olmuştur. |
﴾ 48 ﴿