4

Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt yani senin öğüdün tam temizlenme derecesine erişmese bile

kendisine fayda verecekti.

Keşşafta şöyle denilmiştir: ”Âyetin mânâsı: Temizlenme ve öğüt alma açısından, ondan beklenen, şeyi sen bilemezsin. Şayet bilmiş olsaydın, böyle yapmazdın."“sen" zamiridir- hoş karşılamamanın sebebinin Aleyhisselâtı vesselâmin özelliği olduğuna dikkat çekmektir. Yani, özellikle senin gibisinin kendisini muhtaç görmeyene yönelmesi, fakirden, iyilik talep edenden yüz çevirmesi gerekmez. Aziz, insanlar arasında zelil olsa da, inicin ve ibadetle Allah'ın aziz kıldığıdır. Zelil, küfür ve günahla Allah'ın zelil kıldığıdır, insanlar arasında azîz olsa bile.

Rivayet olunur ki, bundan sonra Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) asla hiçbir fakire karşı yüzünü ekşitmedi, hiçbir zengine de yönelmedi. Aleyhissalâtü vesselâmin meclisinde fakirler emir idi. Yani, onlara son derece ihtiramda bulunurdu. Bunda, küçük için büyükle edep dersi vardır. Dine omuz verenler, ilim erbabı ve hükmedenler, hayır ehlinden olan zayıfları kendilerine yaklaştırmak ve hayırdan uzak zenginlerden önde tutmakla muhataptırlar. Tıpkı Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)in bu sûrede muhatap kılındığı gibi.

4 ﴿