19O, değerli, güçlü, Arş'ın sahibi yanında itibarı olan bir elçinin sözüdür. ”O" sözünden maksat, her ne kadar daha önceden zikredilmemesine rağmen Kur'an-ı Kerim'dir. Sözün gelişi bunu ifade etmektedir. Bu cümle, kasemlerin cevabıdır. Yukarıdaki şeylere yemin edilmesi, Allah'ın kudret ve hikmetinin bunlarda en kamil mânâda gözükmesinden ötürüdür. Ben fakir diyorum ki; bunlara yemin edilmesinin sırrı şudur: Şüphesiz Kur'an, Allah'tan bir nurdur. Ancak ay mesabesinde olan nuranî kalbe, güneş mesabesinde olan ruha ve parlak gezegenler mesabesinde olan ruhanî meleklere akseder. Bu nurlar insanî varlıkta tecellî etmez, ancak nefsî ve maddî izler kaybolup ruhî ve kalbî izler ortaya çıkınca tecellî eder. Beden karanlığında ruh nurları doğunca vücuttaki her şey aydınlanır, karanlık kaybolur. "Değerli elçi"den maksat, Cebrail'dir. Kur'an'ı Allah katından getirmiştir. Süheylî şöyle dedi: ”Kur'an, Peygamberin sözüdür demek yanlıştır. Çünkü âyet; Kur'an'ı Muhammed söylüyor. O, Muhammed'in sözüdür diyen kâfirlerin iddialarına cevap olarak inmiştir. Cenab-ı Hak: ”O değerli bir elçinin sözüdür" diyerek sözü, vahy emini olan Cebrail'e izafe etmiştir. Gerçekte ise söz, Allah'ın sözüdür. Allah'tan getiren Cebrail olduğu için ona nisbet edilmiştir. Bu isnad, Kur'anin inmesine ve ulaştırılmasına sebep oluşu itibariyledir. Elçiden maksadın Cebrail olduğuna şu hususlar da delâlet etmektedir: Elçi sözünden sonra onun güçlü oluşundan bahsedilmiş, elçi olduğu söylenmiştir. Çünkü Cebrail Allah ile peygamberler arasında elçidir. Ayrıca değerli olduğu zikredilmiş, gerçekten Cebrail Allah katında itibarlı, insanlar yanında da kıymetlidir. Zira ikramların en değerlisi olan marifet ve hidayeti insanlara o getirmekte, mü'minlere ikram ekmekte, kâfirleri kahretmektedir. Cebrail'in güçlü oluşu başka âyetlerde de belirtilmiştir. (Bkz. Necm: 5) Zira o kendisine yüklenen şeyi taşıma kudretine sahiptir. O konuda acizlik ve zaafiyet göstermez. Lût kavminin dört şehrini kanatlarının ucuyla yukarıya kaldırması onun gücüne delâlet eden olaylardandır. Şehirleri öyle kaldırmış ki; gök ehli, köpeklerin ulumasını ve horozların ötmesini işitmiş, bilahere şehirleri tersine çevirmiştir. Attığı çığlıkla Semûd kavmini yere sermesi de onun kudretine delâlet eder. Onun gökten yere, yerden göğe inip çıkması bir anlık bir zamanda gerçekleşir. "Arşın sahihi" Cenab-ı Hak'tır. Böyle denmesi gönüllerdeki yüceliğine işaret içindir. ”Değerli" sıfatı Cebrail'e aittir. Onun Allah katındaki derecesi gerçekten yüksektir. Bu yüksekliği şuradan da anlıyoruz ki Cenabı Allah onu şu âyette kendisine atfetmiştir: ”Şüphesiz Allah ve Cebrail... onun dostudur" (Tahrîm: 4) Bu gerçekten büyük bir mertebedir. Sultana yakın olanın mertebesi nerede? Rahmân'a yakın olanın derecesi nerede? |
﴾ 19 ﴿