23

Yemin olsun ki o, Cebrail'i apaçık ufukta görmüştür. Yemin olsun ki Allah Rasûlü Cebrail'i doğu cihetinde, güneşin doğduğu en yüksek kısımda görmüştür. Burada ufuktan kasıt, güneşin doğduğu yöndür. Çünkü apaçık diye tanımlanmıştır. Zira bizzat ufkun kendisinin, eşyanın ortaya çıkıp aydınlatılmasında bir rolü yoktur. Parlak yıldız ise güneştir. Açık olan ve eşyayı aydınlatan ufuk değil, güneştir.

Rivayet edilmiştir ki Rasûlüllah Cebrail'den, Allah'ın kendisini yarattığı surette gözükmesini talep etti. Cebrail dedi ki: ”Buna gücüm yetmez, böyle bir yetkim yok." Bunun üzerine Cenab-ı Hak Cebrail'e, Hazret-i Peygamber Hira dağından dönerken aslî hüviyetiyle gözükmesine izin verdi. Bu olay peygamberliğin başlangıç dönemlerindeydi. Allah Rasûlü Cibril'i gördü. Cebrail bütün ufukları doldurmuştur. Ayakları yerde, başı gökte idi. Bir kanadı doğuda, diğer kanadı batıda idi. Yeşil zebercedden altı yüz kanadı vardı. Bu manzara karşısında Hazret-i Peygamber bayıldı. Cebrail de insan şekline girdi. Rasûlüllah'ı bağrına bastı, yüzündeki kumları sildi.

Dediler ki: ”Cebrail'i aslî suretiyle sadece Hazret-i Peygamber görmüştür. Bu durum Hazret-i Peygamber'e ait özelliklerdendir."

23 ﴿