7

Ancak Allah'ın dilediği başkadır. Okunuşu neshedilmek suretiyle Allah'ın, unutmam istedikleri hariç okuduğun hiçbir şeyi asla unutmayacaksın. Sanki Allah'ın diledikleri nesh yoluyla kalpten ve mushaftan yok edilmektedir. Unutmaktan maksat, bir daha hatırlanmamak üzere devamlı ve tam unutmaktır. Malum olan ve sonradan hatırlanan unutma da kastedilmiş olabilir. Bu taktirde unutma, az ve nadir olan unutma demektir. Yani Allah'ın, unutmanı istediği şeyler dışında unutmazsın. Fakat bu unutma devamlı olmaz, peşinden hatırlama gelir. Sözün gelişinden de bu anlaşılmaktadır. Bunu, şu rivayet de desteklemektedir: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) namaz kıldırırken bir âyeti atladı. Übey İbn Ka'b bu âyetin neshedildiğini zannetti ve Rasûlüllah'a sordu. O da: ” Unuttum" buyurdu.

Yine rivayet edildi ki, sahabeden biri gece Kur'an okuyordu. Rasûlüllah ona: ”Bana unuttuğum bir âyeti hatırlattın" dedi. Bundan ötürü Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), duasında şöyle derdi: ”Allah'ım! Bu yüce Kur'an'la bana merhamet et. Onu bana önder, nur, hidâyet ve rahmet yap. Allah'ım! Unuttuğumubana hatırlat, bilmediğimi öğret. Gece gündüz Kur'an okumakla beni rızıklandır. Ey âlemlerin Rabbi! Onu bana delil kıl."

Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle derlerdi: ”Ben de bir insanım. Sizin unuttuğunuz gibi ben de unuturum. Unuttuğumda bana hatırlatın." Allahü teâlâ  şöyle buyurdu: ”...Unuttuğun zaman Rabbini an..." (Kehf: 24) Bütün bunlar Hazret-i Peygamber'in unutabileceğine delildir. O, yazı öğrenmeden, ezbere okuyan bir ümmî idi. Bununla beraber bütün kemalatm kaynağı idi. Kâtiplere yazıyı ve yazı usullerini, meslek erbabına da mesleklerinin inceliklerini o öğretmişti.

Çünkü O, açığı da bilir, gizliyi de. Yani vahiy de dahil olmak üzere, işlerin gizlisini de açığını da bilir.

7 ﴿