9Onun için öğüt ver, eğer öğüt fayda verirse. Sana vahyedilen kolaylıklara uygun olarak insanlara hatırlat. Eğer öğüt, hatırlatma ve nasihat fayda verecekse kendi yaptığın gibi insanları kademe kademe şer'î hükümlere yönlendir. Hatırlatmanın fayda şartına bağlanması şundandır: Hazret-i Peygamber, iman etmelerini şiddetle arzuladığı için onlara hatırlattıkça ve bu konuda bütün gücünü sarfettikçe içlerinden bir kısmının inadı ve küfrü artıyordu. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e emredildi ki, hatırlatma, genel olarak fayda verecek yerde olsun, her şeyi ve bazı şeyleri hatırlatacağı kimseler, ders alacağı umulan kimseler olsun, kalbi mühürlü olup da hatırlatma ile sadece azgınlığı ve nefreti artacak kimselerle uğraşıp kendini yormasın. Nitekim Allahü teâlâ şöyle buyurdu: ”...Tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver." (Kaf: 45) Şüphe ifade eden ”in", Hazret-i Peygambere nispetledir. Yoksa Allah'a nispetle değildir. Çünkü Allah, hatırlatmanın fayda verip vermeyeceğini bilir. Keşfu'l-Esrâr da şöyle dendi: ”İn" kelimesi, Arapçada sadece şart için değil, kesinlik ifade etmek üzere de gelir. O vakit ”kad" kelimesinden bedel olur. Zira o da te'kid ifade eder. Nitekim Allahü teâlâ şöyle buyurdu: ”Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir." (Zâriyât: 55) Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) hatırlatmanın mutlaka faydalı olacağını bilir. Ya inkârdan vazgeçilir, ya günahı bıraktırır veya ibadeti artırır. Bu ifade hatırlatmaya bir teşviktir. Kalbi mühürlü olup kabule müsait olmayanlar hariç hatırlatmanın herkese fayda vereceğine dair bir tenbihtir. Fayda, faydalanmaya müsait olmaya bağlıdır. Netice itibariyle hatırlatma, faydalanacak kimseye hastır. Elçiye ise, ancak tebliğ görevi düşer. |
﴾ 9 ﴿