20

Yeryüzünün nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı? Üzerinde yürüdükleri, gezip dolaştıkları yeryüzünün nasıl yayıldığına ve üzerinde yaşayan mahlûkatın menfaatinin gerektirdiği biçimde suyun yüzünde nasıl yayıldığına bakmazlar mı?

Dünyanın küre biçiminde yuvarlak olmadığı ve düz olduğu yolundaki çıkarılacak kanaate şöyle cevap verilmiştir: Eğer küre son derece büyük olursa bu kürenin her parçası satıh gibi düz olur ve böyle bir satıha ”yayılmak" fiilini kullanmak yanlış olmaz. Küreden küreye fark vardır. Tıpkı güvercin yumurtasıyla deve kuşu yumurtası arasında fark olduğu gibi.

Bu açıklamalara göre âyetin mânâsı şöyle olmaktadır: Öldükten sonra dirilmenin ve mahşere gelmenin gerçek olduğuna delil olan bu yaratıkların nasıl yaratıldıklarına ibret gözüyle bakmaz mısınız? Bu hayvanların yaratılış biçimleri onları yaratanın kudret, kuvvet ve hikmet gibi kemal sıfatlarıyla muttasıl" ve acizlik, zayıflık ve cehalet gibi noksan sıfatlardan münezzeh olduğuna işaret etmektedir. İşte bu yaratıklara ibret gözüyle bakıp da içinde bulundukları inkâr ve kabul etmemetutumlarından dönmezler mi? Senin yapmış olduğun uyarıyı dinleyip imana gelerek ve itaat ederek Yüce Allah'a kavuşmaya hazırlık yapmazlar mı?

Âyet-i kerimede ”deve", ”gökyüzü" ile; ”dağlar"da, ”yeryüzü" ile biramda zikredilmiştir. Çünkü âyet-i kerime, hüküm çıkarma ve delil getirme sadedinde nazil olmuştur. Araplar burada sayılan nesnelerle diğerlerinden daha fazla içice ve yüzyüze bulunuyorlardı. İşte bu sebeple Allahü teâlâ  sözü edilen nesneleri birlikte ve bir arada zikretmiştir.

İmam Gazali rahimehullah der ki: ”Allahü teâlâ  bu âyet-i kerimede deveyi özellikle zikretmiştir. Çünkü deve mânâ itibariyle kendisi ile birlikte zikredilen nesnelerle uyumludur. Yukarıdan gölgeleyen gökyüzü, yüklerle yüklenmiş yeryüzü ve çeşitli ağırlıklar taşıyan dağlar tıpkı üzerlerine yük vurulmuş deve gibidirler. Bulutlar tatlı su yüklüdürler. Develer ise, ağır ağır yükleri taşırken yeryüzü de dağları yüklenmiştir. Bu nesnelerden her biri Onun emrine amadedir. Bu âyetteki kelimelerin sıralanışı ve tertibi ne kadar güzel, ne kadar uyumlu ve düzenlidir. Bu, tıpkı bir cümlede yazı yazan kâtip, kalem, kırtasiye ve mürekkep kelimesinin birarada bulunması gibidir."

20 ﴿