|
14 «“Biz Hıristiyanız" diyenlerden de söz almıştık. Derken bunlar da ihtar edildikleri hakikatlerin bir çoğunu unuttular. Bu yüzden aralarına kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin bıraktık. Allah, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.» Yukarda geçen âyetlerde Allahü teâlâ, Yahudilerden, Allah'ı ve peygamberlerini tasdik edeceklerine ve kitaplarının hükümlerine göre amel edeceklerine dair söz aldığını, onların daha sonra bu ahitlerini bozduklarını ve haksız yere peygamberlerden bazılarını öldürdüklerini ve kitaplarının hükümlerine göre amel etmediklerini, bunlara karşılık ne gibi bir azaba uğradıklarını bildirmişti. Bu âyette ise, aynı sözü Hıristiyanlardan aldığını, onların da daha sonra ahitlerini bozduklarını beyan etmiş, İncil'de Hazret-i Muhammed'in son peygamber olarak geleceğini bildirmiş ve ona iman etmeleri için de kendilerinden teminat almıştı. Hıristiyanlar ise iman edeceklerine dair söz vermişlerdi. Fakat Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) peygamber olarak gönderilince onlar da, Yahudiler gibi inkâr etmişler, hatta Peygamberimizle ilgili olan kısımları İncil'den çıkarmışlardı. Yahudiler de, Hıristiyanlar da ahitlerini bozdukları için Yüce Allah kıyamete kadar onları birbirine düşman yapmıştır. Rivayete göre Yahudilerle, Hıristiyanlar arasında bir savaş olur. «Polis» adında birisi bu savaşa iştirak eder, bir çok Hıristiyanı öldürür. Polis'in gayesi Yahudilerle, Hıristiyanlar arasındaki düşmanlığı körüklemektir. Nitekim bu emeline muvaffak olur. Savaş bittikten bir müddet sonra Hıristiyanların bulunduğu bölgeye gelir. Yine onlara değişik bir tuzak hazırlamaya çalışır ve muvaffak olur. Hıristiyanların zayıf tarafım bilir ve onların zaafından yararlanarak işe başlar. Onlara önce «Beni tanıyor musunuz?» diye sorar. Onlar da tanıdıklarını söylerler. Polis «Ben rüyamda İsa'yı gördüm, size yaptıklarımdan dolayı bana çok kızdı ve bir vuruşta gözümü çıkardı. Ben de elini tuttum, yaptıklarıma tevbe ettim ve pişman oldum, o da beni affetti. Bana Hıristiyanlığın hükümlerini öğretti ve bunları size öğretmem için beni gönderdi. Ben de size geldim, bundan sonra aranızda bulunup, onun bana öğrettiklerini size öğreteceğim» der. Bu sözleri duyan Hıristiyanlar gerçek zannederler, ona itaat ederek, ta'zim ve ikramda bulunurlar. Kendisini memnun etmek için muhteşem bir köşk yaparlar. Polis köşke çekilir, güya ibadetle meşgul olur. Halk zaman zaman gelip kendisini ziyaret eder ve bir şeyler sorar. O da her defasında Allah'ı inkâr mahiyetinde cevaplar verir. Önce insanların zihnini karıştırır, sonra konuştuklarını tevile çahşır ve insanların hoşuna gidecek sözler söyler. Konuşmalarıyla her geçen gün insanların takdirini kazanır. Yine bir gün insanları toplayarak «Bana yeni bir ilim öğretildi, ben de onu size öğreteceğim» der ve şöyle devam eder «Ey kavmim yerde ve göklerde ne varsa Allah hepsim insanlar için yaratmıştır. Bunların hepsi insanlar için yaratıldığına göre, domuz eti ve şarap niçin haram olsun? Onları yaratan da Allah'tır. Kendinize niçin haram kılıyorsunuz? Bunları kendinize haram kılmayın, bunlar size helâldir» der. İlimden ve dinden haberi olmayan zavallılar derhal bu kâfirin sözlerini kabul ederler, içki ve domuz etini kendilerine helâl sayarlar. Polis halkın 'psikolo)ik durumunu çok iyi bildiği için onları kandırmasını da çok iyi becerir. Aradan birkaç gün geçtikten sonra yine halkı toplar ve «Bana yeni bir ilim daha öğretildi, onu da size öğreteceğim» der. Halk doğru bir şey dinleyeceği zannıyla toplanır. Polis, kendisini dinlemek için bir araya gelen bu insanlara şunları söyler: «Ey kavmim, beni iyi dinleyiniz, size bazı sorular soracağım. Güneş, ay, yıldızlar nereden doğarlar? diye sorar. «Doğudan doğar» cevabını alır. «Bunları doğudan doğduran kimdir?» sorusuna onlar «Allah'tır» derler. «Bunları doğudan doğduran Allah olduğuna göre, Allah doğudadır, namazlarınızı doğuya doğru kılın» der. Polis'in batıl sözlerini duyan topluluk, bilâhare ibadetlerini doğuya doğru yapmaya başlar. Bu tarihten itibaren bütün Hıristiyanlar ibadetlerini doğuya doğru yaparlar. Aradan bir müddet geçtikten sonra yine bir grup onu ziyarete giderler. O zamana kadar gözünün birinin kör olduğu biliniyordu. Zira kendisini halka öyle göstermişti. Yanına gidenler gözünün sağlam olduğunu görünce birden şaşırırlar ve «Biz gözünüzü kör biliyorduk, bugün nasıl oldu da gözünüz sağlam?» derler. Polis onlara şöyle der: «Ben size bazı gizli sırlarımı açıklayacağım. İsa bu gece bana geldi ve «Ben senden razıyım. Zira sen benim kavmime dinleri hususunda bilmediklerini öğrettin» dedi ve eliyle gözümü sığadı, gözüm yerine geldi.» Halbuki o gözünü bir bez ile kapatmış, kör olduğunu söylemişti. Gözünden bezi kaldırınca körlük diye birşey kalmamıştı. Bütün bunlar halkı kandırmak için yapılan oyunlardır. Halkın gözünde kendisini daha da büyük göstermek için «Bu gece kendimi İsa'ya kurban edeceğim, beni bundan sonra aranızda bir daha bulamayacaksınız. Sırlarımı bilin ve söyleyeceklerime iyi dikkat edin. Allah'tan başka ölüyü kimse diriltemez. Buna kimsenin gücü yetmez. Körleri gördüren ve sağırları işittiren O'dur. Fakat bütün bunları yapan İsa'dır. Çünkü Allah İsa'dır. Ona tapın, başkasına tapmayın» der. Onlar, kâfirin bu bâtıl sözlerine de inanırlar ve İsa'nın Allah olduğunu kabul ederler. Onlar yeni bir şey öğrenmenin sevinciyle oradan ayrılırlar. Sonra başka bir grup gelir onlara da şöyle der: -İsa Allah'ın oğludur. Bu gece bana gelerek Allah'ın oğlu olduğunu söyledi.» O grup da İsa'nın Allah'ın oğlu olduğuna inanır. Daha sonra kâfirin yanına başka bir topluluk gelir, onlara da küfrünü şöyle sergiler: «Allah üçtür: Meryem, İsa ve Allah. Ben bu gece kendimi İsa'ya kurban edeceğim. Siz itikadınızdan sakın dönmeyin.» Bunlar da Allah'ın üç olduğuna inanarak yanından ayrılırlar. Küfrünü bu şekilde sergileyen kâfir o gece kayıplara karışır. Sabahleyin yanına gelen kâfirler onu yerinde bulamazlar ve kendini İsa'ya kurban ettiğine inanırlar. Orada bulunanlardan kimi İsa'nın Allah olduğunu, kimi Allah'ın oğlu olduğunu, kimi de Allah'ın üç tane olduğunu söyler. Her grup bir diğerini yalanlar ve kendinin haklı olduğunu iddia eder. Böylece aralarında görüş ayrılığı başlar. Hıristiyanlar hâlâ üçlü Allah sistemine inanırlar. Onlara göre Allah üçtür. Allah baba, İsa oğul Allah ve Kutsal ruh. Bütün bunlar insanları kandırmak için oynanan oyunlardır. Kıyamete kadar bu ayrılıkların ve birbirlerine olan düşmanlıkların devam edeceğine dair, Allah'ın vaadi vardır. Nitekim bu görüş ayrılıkları yüzünden, zaman zaman aralarında büyük savaşlar çıkmıştır. Ey iman edenler, siz Hıristiyanlar gibi dininiz hususunda ihtilâfa düşüp birbirinize düşman olmayın. Zira haktan sapmak, yapmış olduğunuz bütün amelleri yok eder. Allahü teâlâ kıyamet günü kimin hak üzere, kimin bâtıl üzere olduğunu haber verecektir. Orada hepsi meydana çıkacaktır. |
﴾ 14 ﴿