|
26 «Allah Musa (aleyhisselâm'a) şöyle buyurdu: "Artık orası onlara kırk yıl haram edilmiştir. Oldukları yerde başıboş, şaşkın şaşkın dolaşacaklar. O halde o fâsiklar kavminin hallerine kederlenme."» Allahü teâlâ Musa (aleyhisselâm)'ın kavmine kırk yıl mukaddes şehri haram kılmıştır. Bu, onların yaptıklarına karşılık bir cezadır. Yüce Allah bunu şöyle beyan ediyor: «Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacakları kırk yıl, orası onlara haram kılındı. Sen, yoldan çıkmış millet için tasalanma.» Onlar bulundukları yerde kırk yıl şaşkın bir vaziyette kalmışlar, oradan başka bir yere çıkamamışlar, âdeta bir mahbus hayatı yaşamışlardır. Allahü teâlâ onların bulundukları yerin yollarını kapamış, gündüzün onları mahbus bırakmış, geceleyin yollarını açılır gibi göstermiştir. Onlar yollarının açıldığını görünce sabaha kadar harekete geçmişler ve sabahleyin yine bulundukları yere gelmişlerdir. Tam kırk yıl böylece çileleri devam etmiştir. Yüce Allah onlara kırk yıl gece uykusunu haram kılmış ve onları en ağır bir şekilde cezalandırmıştır. Mukaddes şehre girmeyerek Allah'ın emrine muhalefet ettikleri için kırk yıl böylece cezalandırılmışlardır. Halbuki Filistin ile bulundukları yerin arası altı mil kadardı. Kırk yıl altı millik mesafeye ulaşamadıkları gibi, bulundukları yerden de asla çıkamamışlardır. Allah'a isyan edenlerin akıbeti budur. Onlar Tih vadisinde büyük zahmet çekmişler ve görülmemiş musibetlere uğramışlardır. Rivayete göre Musa ile kardeşi Harun (aleyhisselâm) orada vefat etmişlerdir. Kavmi Allah'ın emrine muhalefet ettikleri için mukaddes şehre girmeleri haram kılınmış ve hepsi orada helak olmuşlardır. Kırk yıl tamam olduktan sonra onların geride kalan çocuklarının başına Yûşa geçmiş ve cezaları dolmuş, onlarla beraber cebbarların bulundukları mukaddes şehre girmişlerdir. Orada bulunan cebbarlarla sabahın erken saatinde savaşa başlamışlar ve tam onları mağlûp edecekleri sırada da güneş doğmaya başlamıştır. O devirde güneş doğduktan sonra savaşmak yasaktı. Yûşa bu yasağa uymak zorundaydı. Eğer bu yasağa uyarsa düşmanları gün boyunca Hazırlanacaklar, belki de bir daha onları mağlûp edemeyecekti. Yasağa uymadığı takdirde mes'ul olacaktı. Yüşa güneşin bir müddet geç doğması için Allahü teâlâ'ya dua eder, Yüce Allah da duasını kabul buyurur ve güneş geç doğar. Yûşa bu zaman zarfında onları mağlûp eder ve o zorbaların elinden mukaddes şehri alır. Yûşa'nın etrafında genç ve az bir topluluk olmasına rağmen, kendilerinden çok fazla ve daha cesur bir topluluğu mağlûp etmişlerdir. Çünkü onlar Allah'a iman edip, O'na güvenmişlerdir. Allah'a iman edenler mutlaka zafere ulaşacaklardır. Allah, iman edenlerin daima yardimcısıdır. Bu âyet-i celilede Allah'ın emirlerine muhalefet edenlerin mutlaka azaba uğrayacakları hatırlatılmaktadır. Yüce Allah bu olayı Peygamberine naklederek onu teselli ediyor ve şöyle buyuruyor: «Yâ Muhammed, sen bu fâsık kavmin iman etmediklerine üzülme. Bunların inisimleri yalnız sana karşı değildir, senden önceki peygamberlerimize de aynı şekilde inat etmişlerdir.» Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) peygamber olarak gönderilinçe, diğer peygamberlere yaptıkları gibi, ona da muhalefet etmişlerdir. Yüce Allah, bu duruma üzülen Peygamberini teselli etmiş ve «Sen bu fâsık kavmin iman etmediklerine üzülme» buyurmuştur. Bundan sonraki âyetlerde Âdem (aleyhisselâm)'in iki oğlunun kıssasını peygamberine haber vermiştir. |
﴾ 26 ﴿