|
31 «Sonra Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun, kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan âciz kaldım" dedi de ettiğine yananlardan oldu.» Kabil, kardeşini öldürünce ne yapacağını şaşırmıştı. Cesedi ne yapacağını bir türlü bilmiyordu. Kardeşini taşımaktan başka çaresi kalmamıştı, fakat bu ne kadar sürecekti. Cesedi gömmeyi akıl edemiyordu. Allahü teâlâ, Kabil'e kardeşinin ölüsünü ne yapacağını göstermek için bir karga gönderir. Karga gelir, Kabil'in gözünün önünde yeri ayaklarıyle eşer, çukurlaştırır ve bir ölü karga getirerek eştiği yere gömer, üzerini de toprakla kapatır. Bunu gören Kabil «Bana yazıklar olsun, kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan âciz kaldım» der. Yüce Allah kargayı, onun ölüyü nasıl gömeceğini göstermek için göndermiştir. Kabil, kardeşini yüklenip götürdüğüne pişman olmuştur. Onu öldürdüğüne pişman olmamıştır. Şayet kardeşini öldürdüğüne pişman olsaydı, o pişmanlık tevbe yerine geçerdi. Allahü teâlâ da onu affederdi. Kabil, kardeşini gömdükten sonra anasının - babasının yanına gelir. Anası ve babası olaydan habersizdir, ona Habü'in nerede olduğunu sorarlar. Kabil, bilmiyorum, der. Fakat olay kısa zamanda meydana çıkar. Âdem ile Havva anamız oğullarının mezarının üzerinde günlerce ağlarlar. Bir gün mezardan dönerken Kabil'in de öldüğünü öğrenirler. Kabil kardeşini öldürdükten sonra dağda-belde gezmeye başlar. Bir gün dolaşırken yabani bir öküz tarafından dağdan aşağı atılır ve parçalanarak ölür. Bazı tefsirciler. «Adem, oğluna beddua etmiştir, Allahü teâlâ da duasını kabul ederek onu yere geçirmiştir» demişlerdir. Bu bakımdan babaların duası Allah indinde makbuldür. İmam-ı Mukatil şöyle demiştir: «Kabil kardeşini öldürmeden önce, yırtıcı hayvanlar ve kuşlar insanları dost edinir, onlarla birlikte dolaşırdı. Kabil kardeşini öldürdükten sonra vahşi hayvanlar insanlardan kaçmışlardır.» Böylece onlar bile insanların şerrinden korkmuşlardır. Zira kendi kardeşine kötülük düşünen bir kimse elbette başka varlıklara karşı da kötülük düşünür. Bu bakımdan vahşi dediğimiz hayvanlar bile insanların şerrinden korkmuşlardır. Hâinler hiçbir zaman emellerine muvaffak olamazlar. Bir noktaya kadar hainliklerini devam ettirirler, neticede en büyük zarara uğrarlar. Kabil de, kendisiyle doğan kızı almak için kardeşini öldürmüş ve dünyada hainliğinin cezasını görmüştür. Kabil ölünce, daha sonra kendisiyle doğan kızı Şît (aleyhisselâm) almıştır. Abdullah İbni Mes'ud, Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: «Kabil, hasedinden dolayı zulümle Kabil'i öldürmüştür. Kıyamete kadar haset ederek zulümle adam öldürenlerin günahları kadar Kabil'e günah yazılmaktadır. Çünkü ilk olarak hasedinden dolayı adam öldürmeyi o başlatmıştır. Bir bid'ati başlatan kişiye de, o bid'ati yapanların tamamının günâhı kadar günah yazılır. Zira o bid'ati ilk olarak başlatan odur. Hasene ehli de böyledir. O haseneyi işleyenlerin hepsinin sevabı kadar, o haseneyi başlatana sevap yazılır. Çünkü o haseneyi ilk önce başlatan odur.» Müslümanların bid'at olan şeylere çok dikkat etmesi gerekir. Yeni bir bid'at ihdas etmek kadar tehlikeli bir şey yoktur. Bid'at ehli sadece kendi günâhı ile kalmıyor, başkalarının yapmış olduğu günâhı da yükleniyor. Bunun sebebi de hadiste belirtildiği gibi, bid'at olan şeyi ihdas etmesidir. |
﴾ 31 ﴿