45

«Tevrat'ta onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılıklı ödeşme yazdık. Kim hakkından vazgeçerse bu ona kefaret olur. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar zâlimlerdir.»

Yüce Allah İsrailoğullarına Tevrat'ta kısası emretmiştir. Şöyle ki: Haksız yere adam öldürenin aynı şekilde öldürülmesi, göz çıkaranın gözünün çıkarılması, burun kesenin veya kıranın burnunun kırılması veya kesilmesi, kulak kesenin kulağının kesilmesi, diş, kıranın dişinin kırılması ve herhangi bir âzâyı yaralayanın aynı azasının yaralanması emredilmiştir. Bunlardan birini işleyenler aynı şekilde cezalandırılır. Yapılan suçlar cezasız bırakılmaz. Suç işleyenler mutlaka cezalarını görürler.

Ancak bu cezalar tatbik edilirken bazı istisnai hususlar söz konusudur. Şöyle ki, bir gözü kör olanın diğer gözü çıkarılmaz. Bir eli olmayanın veya iş göremeyenin diğer eli kesilmez. Bir ayağı olmayanın veya işe yaramayanın diğer ayağı kesilmez. Dudaklar, dil, haya yerleri de kesilmez. Bunlara mukabil iki âdil kişinin hükmüyle diyetleri verilir. Fakat maktulün tarafı kısas hakkından vazgeçip, bu fiilleri işleyenleri affederlerse Allahü teâlâ da onları affeder ve geçmiş günahlarını bağışlar. Kısas hakkından vazgeçildiği takdirde, kısas düşer. Kısası icap eden kişiyi bağışlamak, bağışlayanın günahlarına keffarettir. Nitekim Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) :

«Kendisine bir elem ve acı veren birisini affedeni Yüce Allah da affeder ve onu bağışlamasını günahlarına keffâret kılar» buyurmuştur.

Hasan-ı Basrî Hazretleri şöyle demiştir: «Kıyamet günü bir melek şöyle nida eder: «Allah katında mükâfatı olanlar gelsinler istesinler.» Dünyada suçları affedenler kıyamet günü Allah'tan mükâfatlarını isterler.

Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kendi nefislerine zulmedenlerdir. Zulüm, yapılmayacak şeyleri yapmak, söylenmeyecek sözü söylemek veya söylenmesi gereken sözü söylememektir.

Tevrat'ın getirdiği bu hükümler, İslâm şeriatında da varlığını muhafaza etmiş olup kıyamete kadar aynı şekilde devam edecektir. Bu hükümlere İslâm'da başka bir hüküm daha ilâve edilmiştir: «Kim hakkından vazgeçerse ona keffâret olur.»

Tevrat'ta bu hüküm yoktur. Onda kısas mutlak olarak zikredilmiştir. Tevrat'ta kısasa karşılık keffâret yoktur. İlâhi şeriatın getirdiği bu büyük prensip, kısastan kurtulan insanın yeniden doğuşunun ilânıdır, islâm, bu esası ilk ilân eden nizamdır.

45 ﴿