|
48 «Sana da kendinden önceki kitapları tasdik edici ve onlara şâhid olan Hak Kur'an'ı indirdik. Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet. Gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre onların heveslerine uyma. Her biriniz için bir şeriat, bir yol tayin ettik.» Allahü teâlâ sevgili Peygamberi Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e, kendinden önceki kitapları tasdik eden ve onlara şahit olan Kur'an'ı indirmiştir. Kur'an, Tevrat'ın, Zebur'un ve İncil'in Allah tarafından gönderildiğine şahitlik etmektedir. Kur'an hakkı beyan eden, şer'i hükümleri açıklayan bir kitaptır. Ancak Kur'an daha önceki kitapların hükümlerinin bir kısmını neshetmiştir. Allahü teâlâ şöyle buyuruyor: «Sana da kendinden önceki kitapları tasdik edici ve onlara şahit olan Hak Kur'an'ı indirdik. Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet. Gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre onların heveslerine uyma.» Allah tarafından gönderilen kitapların sonuncusu Kur'an-ı Kerîm'dir. Yüce Allah Peygamberine insanlar arasında onunla hükmetmesini emrediyor. Zira kitaplar Allah'ın hükümlerini, hakkı ve bâtılı, helâli ve haramı, iyiyi ve kötüyü, imanı ve küfrü, hayrı ve şerri, cenneti ve cehennemi, mükâfatı ve mücâzâtı bildiren ilâhi nizamdır. Bu ilâhi nizamın gönderilişi, insanlar arasında hükümleriyle amel edilmesi içindir. Allahü teâlâ yukarda geçen âyetin devamında şöyle buyuruyor: «Eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı. Fakat sizi ümmetlere ayırması, verdikleriyle sizi denemesi içindir. O halde iyiliklere koşuşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir.» Allahü teâlâ bu âyet-i celilesiyle insanların dikkatini çekiyor ve onları düşünmeye sevk ederek, şöyle buyuruyor: «Ey insanlar, eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı.» Yüce Allah eğer dileseydi bütün insanları bir tek ümmet yapardı ve onların hepsine bir şeriat gönderirdi. Musa kavmi, İsa kavmi ve Hazret-i Muhammed ümmeti diye ayırmazdı. Allahü teâlâ'nın onları bu şekilde ayırmasının bir hikmeti vardır. Bu hikmet, insanlara verdiği ilâhî nimetlerle kendilerini imtihan etmektir. Kimler Allah'ın emirlerine itaat edip, peygamberlerine tâbi oluyor, kimler isyan ediyor, kimler Allah'ın hükümleriyle amel ediyor, kimler etmiyor, kimler hakkıyla ibadet ediyor, kimler nefs-i emmaresine uyuyor, kimler âhireti unutup dünyayı satın alıyor ve kimler hakkı bırakıp bâtıla koşuyor. Bütün bunları açığa çıkarmak için Yüce Allah kullarını imtihana tâbi tutmaktadır. Aslında Allah ezelî ilmiyle her şeyi biliyor. Ancak insanlar kendi durumları hakkında tam bir bilgiye sahip değildirler. Onlara durumlarını bildirmek için farklı şeriatlar gönderilmiştir. İlâhi emirlere tâbi olanlar kurtulmuşlar, karşı gelenler ise helak olmuşlardır. Allahü teâlâ şöyle buyuruyor: «O halde iyiliklere koşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir.» Bütün insanlar, isteseler de, istemeseler de sonunda Allah'a döndürüleceklerdir. Herkes dünyada yaptığının karşılığını, kıyamet günü görecektir, iman edip, amel-i salih işleyenler mükâfatını, iman etmeyenler ve âsîler cezalarını göreceklerdir. Bu âyet-i celîle ile mü’minler ikaz edilmektedir. İnananlar Allah'ın emirlerine muhalefetten sakınmalı ve amel-i salih işlemeye koşmalıdırlar. Bid'atları bırakıp, Kur'an’ın hükümleriyle amel etmelidirler. Allah'ın hükümlerine muhalefet edenler cezalarını göreceklerdir. |
﴾ 48 ﴿