54

«Ey iman edenler, içinizden kim dininden dönerse şunu biîsin ki, Allah -mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve güçlü, kendisinin onları seveceği, onların da kendisini seveceği - bir millet getirir. Ve onlar Allah yolunda savaşırlar. Hiçbir kınayanın kınamasından çekinmezler. Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah ihsanı bol olan, en çok bilendir.»

Allahü teâlâ bu âyet-i celîlede mü’min kullarını sevdiğini, onların kâfirlere karşı onurlu olduğunu beyan ediyor, aynı zamanda bazı Arap kavimlerinin Hazret-i Peygamber'den sonra dinden dönüp mürted olacaklarını bildiriyor.

İbn Abbas (radıyallahü anh)'a göre, bu âyet dinden dönen mürtedler hakkında nazil olmuştur. Ebû Bekir (radıyallahü anh)'in halifeliği zamanında bir kısım Arap kabileleri dinlerinden dönmüşler, bunu gizlemek için de «Biz Allah'dan başka ma'bud olmadığına ve Hazret-i Muhammed'in O'nun kulu ve Resulü olduğuna şahitlik ederiz» demişlerdi. Peygamberimizin vefatından sonra Müseylemetü'l-Kezzap isminde bir kâfir peygamberliğini ilân etmiş ve Yemâme üzerine galip gelmişti. Müseyleme'nin Yemameliler karşısında kazandığı bu galibiyetten sonra bazı Arap kabileleri kendisine tâbi olmuştu. Ancak halifenin bu olaylar karşısında sessiz kalması mümkün değildi. Kendisine kesin bir ders verilmesi gerekiyordu. Halife bu maksatla sahabelerle istişare etmiş, görüşlerini almış, onlar ise «Biz Allah'ın birliğini ve Hazret-i Muhammed'in peygamberliğini kabul eden bir kavimle niçin savaşalım? Zira Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), «Ben, insanlarla «La ilahe illallah, Muhammedün Resûlüllah» diyene kadar savaşmak için emrolundüm, bu kelimeyi söyleyenlerin canları ve malları kurtulmuştur» buyurdu» demişlerdi. Bu sözü, mallarını ve canlarını kurtarmak için sadece dilleriyle söyleseler bile artık Müslümanlar onlara savaş açamazdı. Onların gerçek mânâda iman edip etmediklerini ancak Allah bilir.

Hazret-i Ebû Bekir'in hilâfeti zamanında bazı Arap kabileleri zekât vermekten vazgeçerler. Bu durum karşısında Müslümanların halifesi şöyle konuşur: «Zekât malın hakkı ve Allah'ın emridir. Allah'a yemin ederim ki, Resûlüllah’ın zamanında olduğu gibi zekâtım verdikleri malın, şimdi de zekâtını vermeyecek olurlarsa, onlardan bu zekâtı almak için savaşırım.»

Hazret-i Ebû Bekir (radıyallahü anh)'in bu duygulu konuşması karşısında sahabe susar, söyleyecek söz bulamaz ve derhal ordu toplanmasına ittifakla karar verirler. Etrafa haberler gönderilir ve Halife adına ordu toplanır. Yemen'den yedi bin kişilik bir ordu gelir. Üç bin kişilik bir ordu da Medine'den toplanır; Halid b. Velid on bin kişilik islâm ordusunun başına kumandan tayin edilir ve Müseyleme'nin üzerine gönderilir. Müseyleme'nin ordusuyla Müslüman ordusu arasında şiddetli bir savaş olur. Müslümanlardan yüz kırk kişi şehit düşer. Müseyleme de dahil olduğu halde adamlarının bir çoğu öldürülür, irtidat etmek suretiyle kendisine tâbi olanlar tevbe ederler ve yeniden imana gelirler.

Allahü teâlâ bu âyeti Peygamberine inzal ederek, vefatından sonra bir kavmin mürted olacağını bildirmiştir. Yüce Allah şöyle 'buyuruyor: «Ey iman edenler, içinizden kim dininden dönerse şunu bilsin ki, Allah, - mü'minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve güçlü, kendisinin onları seveceği, onların da kendisini seveceği - bir millet getirir. Ve onlar Allah yolunda savaşırlar, hiçbir kınayanın kınamasından çekinmezler. Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bol nimettir.» Allah, iman eden kullarını sever, iman etmeyen kullarını asla sevmez.

Mü’minler alçak gönüllü, merhametli, şefkatli, düşmanları üzerine heybetli, cesur, atılgan, mert ve yiğittir. Onlar Allah yolunda canlarıyla, mallarıyla cihad ederler ve O'nun nizamını yeryüzünde yaymaya çalışırlar. Yeryüzüne Allah'ın dinini yayarken kimseden çekinmezler, emr-i bi’l-ma'ruf ve nehy-i ani'l-münker yaparlar. Dünya meta'ı için dinlerini satmazlar, yaptıklarını Allah rızası için yaparlar. Bu, Allah'ın dilediği kullarına verdiği lütuf ve inayettir.

Allahü teâlâ, alimdir, kimin hidayete ereceğini bilir. Allah'ın kendilerini sevdiği kavim, Yemen'den gelip mü’minlere yardım edenlerdir. Onlar Yemen'den gelerek Allah yolunda savaşmışlar ve kâfirleri hezimete uğratmışlardır.

54 ﴿