|
56 «Kim Allah'dan, Peygamberden ve iman edenlerden yüz çevirirse, hiç şüphe yok ki, galip gelecek olanlar Allah'ın yardimcilarının tâ kendileridir.» Bu âyet-i celilenin nüzul sebebi şudur: Yahudilerden bir kısmı İslâm'ı kabul etmişler, bir kısmı ise kabul etmeyip onlardan ayrılmışlardı. Abdullah ibn Selâm onların ileri gelenlerinden ve bilginlerindendi. Abdullah (radıyallahü anh) iman etmeyenleri toplar. Peygamberimizin huzuruna getirir ve «Ey Allah'ın Resulü, bu Yahudiler bize karşı düşmanlıklarını ilân ettiler. Bize hiçbir şey vermeyeceklerine dair de aralarında andlaşmışlardır. Halbuki bizim evimiz de bunların mahallesindedir. Bu duruma göre bizim artık mescidden başka kalacak yerimiz yoktur» der. Bunun üzerine Allahü teâlâ yukardaki âyeti inzal ederek şöyle buyurmuştur: «Sizin dostunuz ancak Allah'tır, O'nun Peygamberidir, Allah'ın emirlerine boyun eğici olarak namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren mü’minlerdir.» Onlar da «Biz Allah'ı, Resulünü ve mü’minleri dost edinmekten razıyız» derler. Bir kısım tefsircilere göre ise bu âyetin nüzul sebebi şudur: Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) Medine'ye hicret edince Benî Esad kabilesinden erkek, kadın yedi yüz kişi Efendimiz'in huzuruna gelirler ve şöyle konuşurlar: «Ey Allah'ın Resulü, biz kabilemizden ayrıldık, yerimizi yurdumuzu terk ettik, gurbetçi olduk, artık bundan sonra, bize kim yardım eder?» Bunun üzerine Yüce Allah yukarda geçen âyeti inzal ederek şöyle buyurmuştur: «Sizin yardımcılarınız ve dostlarınız Allah'dır, O'nun Resulüdür, mü’minlerdir, namaz kılanlardır ve rükûda iken zekâtını verenlerdir.» Allah yolunda hicret edenlerin dostu ve yardımcısı bunlardır. Âyette, rükûda zekât verenler zikredilmiştir, bunun hikmeti şudur: Hazret-i Bilâl (radıyallahü anh) bir gün ezan okur. Peygamberimiz ve arkadaşları gelip namazlarını kılarlar. Peygamberimiz namazını kıldıktan sonra mescidden ayrılır. Arkadaşlarından bir kısmı mescidde namaz kılmaya devam ederler. Cemaatten kimi kıyamda, kimi rükûda, kimi de teşehhüdde iken, bir isteyici belir, mescide girer ve kendilerinden bir şeyler ister. Bunun üzerine Hazret-i Ali (radıyallahü anh) rükûda iken, parmağmdaki yüzüğü almasını işaret eder. O da gelip Hazret-i Ali (radıyallahü anh)'nin parmağmdaki yüzüğü alır. Mescidden çıkıp giderken Peygamberimiz onu görür ve bir şey alıp-almadığını sorar. O da yüzüğü göstererek «Ey Allah'ın Resulü bunu aldım» der. Peygamberimiz «Bunu sana ne durumda iken verdi?» diye sorar. İsteyici de «Rükû'dayken» cevabını verir. Allahü teâlânın âyet-i celîlesi Hazret-i Ali hakkında nazil olmuştur. Her kim Allah'ı, Resulünü dost edinip, onlardan yardım bekler ve emirlerine itaat ederse Allah'ın askeri olur. Allahü teâlâ askerlerini daima düşmanları üzerine galip kılar. Böylece mü’minleri muzaffer kılar, düşmanları ise helak eder. |
﴾ 56 ﴿