|
66 «Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur'an'i gereğince tatbik etselerdi, her yönden nimete ermiş olurlarda. İçlerinde mu'tedi! bir ümmet yok değil, fakat çoğu ne kötü şeyler yapmaktadır.» Yahudiler ve Hıristiyanlar eğer Tevrat ve İncil'in hükümlerine göre amel edip Kur'an-ı Kerim'i gereği gibi tatbik etselerdi, Yüce Allah onları her yönden nimete eriştirirdi. Onları gökten yağmur yağdırıp, yerden nebatat bitirerek bol rızıklara ve nimetlere kavuştururdu. Dünya ve âhiretin nimetlerini, saadetlerini onlara ihsan ederdi. Böylece onlar, dünyada da, âhirette de mutluluğa ve saadete kavuşurlardı, îman insanı hem dünyada, hem de âhirette mutluluğa ve saadete ulaştırmaktadır. Eğer onlar Allah'ın indirdiğine iman etmiş olsalardı elbette dünya ve âhiret mutluluğuna ve saadetine kavuşacaklardı. Küfür ve inkârları, onları Allah'ın nimetlerinden mahrum ettiği gibi, elim bir azaba da sürüklemiştir. Ebû Musa (radıyallahü anh) Peygamberimizden şöyle nakletmiştir: «Ehl-i Kitaptan olanlar kendi peygamberlerine ve kitaplarına iman edip de, Hazret-i Muhammed'in peygamberliğini kabul edip, tasdik etselerdi iki kat sevap alırlardı. Bunlardan bir kısmı var ki, onlar hem âdil, hem de ehl-i kitabın mü’minleridir. Fakat Yahudi ve Hıristiyanlardan çoğu iman etmezler ve kötü amel işlerler, onların akıbeti felâkettir.» Görülüyor ki iman kurtuluşa, küfür ise felâkete götürür. İnsanların felâketten kurtulabilmeleri için Allah'a ve Allah'ın indirdiklerine iman etmeleri şarttır. |
﴾ 66 ﴿