68

«De ki: "Ey ehl-i kitap, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni gereği gibi tatbik etmedikçe bir temele oturmuş olamazsınız." Yemin olsun ki Rabbinden sana indirilen bu Kur'an onlardan bir çoğunun azgınlık ve inkârım artıracaktır. O halde kâfirlerin azgınlığına karşı kederlenme.»

Yahudiler ve Hıristiyanlar Tevrat, İncil ve Allah tarafından gönderilen Kur'an'la amel etmedikçe, yaptıkları amellerin kendilerine hiçbir faydası yoktur. Allah'ın kitaplarına ve peygamberlerine iman etmeyenlerin amelleri boşa gidecektir. Ameller ancak iman ile değer kazanır ve Allah katında makbul olur. İmansız amel, sahibi için bir yüktür.

Yukarda da belirtildiği gibi, Yahudilerin ve Hıristiyanların bir çoğu Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in peygamberliğini ve kendisine indirilen Kur'an'ı inkâr etmişler, üstelik, küfür ve inkârlarını daha- da artırmışlardı. Yüce Allah onlar için şöyle buyuruyor: «Yemin olsun ki Rabbinden sana indirilen bu Kur'an onlardan bir çoğunun azgınlık ve inkârını artıracaktır. O halde kâfirlerin azgınlığına karşı kederlenme.» Allahü teâlâ bu âyet-i celîlesiyle sevgili Peygamberini teselli etmekte, kâfirlerin azgınlığına karşı kederlenmemesini bildirmektedir. Kur'an-ı Kerîm Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e nazil olunca Yahudiler ve Hıristiyanlar iftira ederek Kur'an âyetlerini yalanlamışlardı. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz ise bu duruma çok üzülmüştü. Allahü teâlâ onu teselli ederek «Kâfirlerin azgınlığına karşı kederlenme, senin görevin Allah tarafından sana indirileni onlara tebliğ edip, İslâm'a davet etmektir. Şayet kabul etmezlerse, onların kabul etmeyişlerinden sana bir vebal yoktur. Onların seni yalanlamasına üzülme» buyurmuştur.

Yahudiler, Hıristiyanlar ve diğer milletler Peygamberin getirdiğini kabul etseler de, etmeseler de Allah'ın dini yeryüzünde yayılacaktır. Zira onun sahibi Yüce Allah'dır. Allah'ın dininin yeryüzünde yayılmasına kimse mâni olamaz.

İbn Abbas (radıyallahü anh) şöyle nakletmiştir: «Rafî ibn Haris, Selâm ibn Miskin ve Mâlik ibn Daif birlikte Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)'e gelerek «Yâ Muhammed, sen İbrahim'in milletinden ve onun dininden olduğunu söylüyorsun. Bizim kitabımız Tevrat'ın da Allah tarafından gönderildiğine iman edip, şahitlik ediyorsun» derler. Peygamberimiz de: «Evet öyledir. Fakat siz Tevrat'ın bir çok âyetlerini kaldırdınız ve hükümlerini inkâr ettiniz. Yüce Allah'a iftira ederek ahdinizi bozdunuz ve O'na verdiğiniz sözden döndünüz. Benim sıfatlarımı kitabınızdan kaldırdınız ve Allah'ın emirlerine muhalefette bulundunuz. Biz ancak Musa'ya gönderilen kitaba iman eder ve Allah tarafından gönderildiğine şahitlik ederiz. Sizin elinizdeki Tevrat Musa'ya gönderilen kitap değildir» cevabını verir. Bunun üzerine Yahudiler «Biz elimizdeki kitaba iman ettik. Sana iman etmeyiz, çünkü biz hak yoldayız» derler. Yüce Allah, onların hiçbir dine mensup olmadıklarını beyan ederek şöyle buyurmuştur: «Yâ Muhammed de ki: "Ey ehl-i kitap, Tevrat'ı, İncin ve Rabbinizden size indirileni gereği gibi tatbik etmedikçe bir temele oturmuş olamazsınız."» Allah tarafından gönderilen kitapların hepsini tasdik etmeyen mü’min olamaz. Bunlardan birini inkâr eden kâfir olur.

68 ﴿