|
40 «Peygamber'e yardım etmezseniz, bilin ki kâfirler O'nu Mekke'den çıkardıklarında mağarada bulunan iki kişiden biri olarak Allah O'na yardım etmişti. Arkadaşına: "Üzülme, Allah bizimledir" diyordu, Allah O'na güven vermiş, görmediğiniz askerlerle O'nu desteklemiş, kâfirlerin sözünü alçaltmıştı. Ancak Allah'ın sözü yücedir. Allah mutlak galibdir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.» Bu âyet-i celîle Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in ilâhi yardıma daima mazhar olduğunu bildiriyor ve hicret olayım anlatıyor. Ey iman edenler, eğer siz Peygamber'e yardım etmez, O'nunla cihada çıkmazsanız Yüce Allah O'nu yalnız bırakmaz ve O'na yardım eder. Nitekim Mekke'den Medine'ye hicret ettiği zaman da yardım etmişti. Hicretin tarihi akışı şöyledir: Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)'in peygamberliğinin on ikinci yılı idi. Müşrikler, İslâm'ın yayılmasını ve Müslümanların sayısının artmasını bir türlü hazmedemiyorlardı. İslâm dini Mekke'nin dışına taşmış, Medine halkının çoğu Müslüman olmuş, Mekkeli Müslümanların birçoğu da oraya hicret etmişti. Peygamberlerinin gelmesini de heyecanla bekliyorlardı. Fakat henüz Peygamber'e hicret izni verilmemişti, onun için Mekke'de bekliyordu. Müşrikler de olup biteni yakından izliyorlardı, ama İslâm'ın yayılmasına da mani olamıyorlardı. Onlar, İslâm'ın yayılmasını çok tehlikeli görüyorlardı. Buna bir çözüm bulmak gerekiyordu. Bu niyetle Ebû Gehil'in başkanlığında toplanırlar, toplantı çok tartışmalı geçer. Neticede her kabileden birer delikanlı seçip Peygamberi öldürtmeye karar verirler. Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), onların böyle bir karar aldıklarından haberdardır, o sırada hicret emri gelir. Allah'ın Eesûlü, hicret emrinin geldiğini, yol arkadaşı, sadık dostu Ebû Bekir'e bildirir ve beraber hicret edeceklerini söyler. Hicret hazırlıkları yapılır, gün belirlenir. Binek için hazırladıkları iki deveyi Abdullah ibn Uraykıt'a teslim ederler, Ebû Bekir'in oğlu Abdullah'ı müşrikler hakkında, bilgi toplamak için görevlendirirler, kızı Esma'ya geceleri mağaraya yemek getirme görevini verirler, azadlı köle Amir ibn Fuhayra'ya da süt getirme vazifesi verilir. Hicret planı bu şekilde hazırlanır. Hicret edecekleri akşam Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)'in evi kırk müşrik tarafından muhasara edilir. Niyetleri Peygamber'i öldürmekti, evden çıkmasını beklerler. Peygamber evinden çıkınca hep birden üzerine saldıracaklar, bir anda öldürecekler, böylece kim öldürdüye gidecekti. Peygamberimiz, onları oyalamak için yatağına Hazret-i Ali'yi yatırır, eline bir avuç toprak alır, gecenin karanlığında Yasin sûresini okuyarak yüzlerine atar, aralarından geçip gider. Hiçbiri Peygamber'i göremezler. Peygamberimiz tayin edilen yere gelir, vefakâr ve samîmi dostu ile buluşur, birlikte Sevr tepesine doğru yola koyulurlar, gecenin karanlığında. Sevr tepesindeki megaraya ulaşırlar. Sevr, Mekke'den beş kilometre uzaklıktaydı. Müşrikler sabaha kadar Peygamber’in evinin etrafında beklerler, sabah olunca Peygamber'in yatağında Hazret-i Ali'yi görürler, şaşkına dönerler, Allah Resûlü'nün evden çıkıp gittiğini öğrenirler, yakalanması için her tarafa adamlar gönderirler ve büyük mükâfatlar vaad ederler. Peygamber'i yakalayana mükafat verileceğini duyanlar yollara dökülürler. Müdlicogullarından Süraka da iz takibinde çok mahirdi, yüz deve mükâfatını duyunca derhal Peygamber'i aramaya koyulur, onların ayak izlerini Sevr tepesine kadar takip eder ve tepenin üzerindeki mağaraya girdiklerine kanaat getirir. Fakat bir de bakar ki, mağaranın ağzı bir örümcek tarafından ağla örülmüş, iki güvercin gelip yuvalarını yapmışlar, yumurtalarını koymuşlar. Bu manzarayı gören müşrikler oraya insan girmediği kanaatine varırlar. Şayet eğilip mağaranın içine baksalardı onları göreceklerdi. Hiç bakmadan geri dönüp giderler, başka yerleri aramaya koyulurlar. Bir anda güvercinlerin oraya yuva yapması, örümceğin ağı ile örmesi Allah'ın kudretidir. Peygamberimiz mağaraya girdikleri zaman Ebû Bekir sırtından hırkasını çıkarır, yırtar mağaranın bütün deliklerini tıkar. Sadece iki delik açık kalır, oraya da ayaklarını koyar. O, bunu yapmakla kendi nefsini düşünmüyor, aziz dostunu düşünüyordu. Bu, Peygamber'e karşı olan sevginin ve bağlılığın ifadesiydi. Ayağını koyduğu deliklerin birinden yılan ayağını ısırır, Ebü Bekir ızdıraptan göz yaşı döker, Allah Resulü sebebini sorar. Ebü Bekir ayağını yılanın ısırdığını söyler, Peygamberimiz mübarek tükürükleriyle yılanın ısırdığı yeri iyileştirir. Müşrikler mağaranın ağzına kadar yaklaşırlar, içerdekiler ayak seslerini duyar. Ebü Bekir, Peygamber'i görecekler korkusuyla telâşlanır. Peygamberimiz «Korkma, Allah bizimle beraberdir- buyurarak onu teselli eder. -Peygamber'e yardım etmezseniz, bilin ki kâfirler O'nu Mekke'den çıkardıklarında mağarada bulunan iki kişiden biri olarak Allah O'na yardım etmişti. Arkadaşına: "Üzülme, Allah bizimledir" diyordu. Allah O'na güven vermiş, görmediğiniz askerlerle O'nu desteklemiş, kâfirlerin sözünü alçaltmıştı. Ancak Allah'ın sözü yücedir.' Mağarada üç gün-üç gece kalmışlardı. Abdullah geceleri müşriklerin durumunu onlara bildiriyor. Âmir ibn Fuhayra da süt tadıyordu. Müşrikler her tarafı aramışlar, bir ipucu elde edemeyince işi biraz gevşetmişlerdi. Bunun üzerine Abdullah ibn Uraykıt belirlenen zamanda develeri getirir, Peygamber ve arkadaşı mağaradan çıkarlar, develere binerek Medine yolunu tutarlar, Abdullah onları herkesin bildiği bir yoldan değil, sahil yolundan götürür. Allah Resulü ve arkadaşı giderlerken Süraka yolda onlara yetişir, üzerlerine bir hamle yapar, tam o esnada atının ayağı sürçer yere yuvarlanır, kalkar atına biner, tam onlara yetişeceği sırada atının ön ayakları kuma gömülür. Hayvanın kurtulması için Peygamber'den yardım talep eder ve geri döneceğini söyler. Peygamberimiz dua eder atı kurtulur, af dileyerek geri döner ve gelenleri de geri çevirir. Peygamber yoluna devam eder 24 saat hiç dinlenmeden giderler, 13 günlük yolu 8 günde alırlar. 23 Eylül 622 tarihinde Medine'ye bir saat mesafede olan Küba köyüne ulagırlar. Peygamberimiz burada 14 gün kalır, ilk mescid olan meşhur Kubâ mescidini inşa ettirir. 14 gün sonra buradan Medine'ye hareket eden Peygamberimiz Ranunâ denen mevkide ilk cuma namazını kıldırır. Muhteşem bir merasimle Medine'ye hareket eder ve şehre girer. Bütün Müslümanlar Medine'ye şeref veren bu misafiri kendi evinde ağırlamak ister. Fakat, Allah Resulü hiçbirini üzmemek için devesinin başını boş bırakır, çöktüğü yerde misafir olacağını bildirir. O mübarek hayvan boş bir arazide çöker, orası bugün Peygamber Mescididir. Yani Ravzayı Mutahhara'dır. Oradan kalkar Zeyd oğlu Halid'in evinin kapışma çöker. |
﴾ 40 ﴿