60

«Zekâtlar yalnız fakirlere, yoksullara, zekât toplamaya me’ınur olanlara, yürekleri hakka ısınanlara, azad edilecek esirlere, borçlulara, Allah yolunda olanlara ve yolda kalanlara verilir. Allah'ın farzı bu. Allah hakkıyla bilendir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.»

İslâm'da ibadet bedenî ve mali olmak üzere ikiye ayrılır. Zekât malî bir ibadet olup, islâm'ın beş şartından biridir. Zekâtın kimlere verileceği âyet-i celilede şöyle sıralanmıştır: l- Fakirler. Fakir: Elinde hiçbir şey olmayan kimsedir. Böyle kimseler hayalarından ve edeblerinden ötürü kimseden bir şey isteyemezler. 2- Miskinler. Miskin: Az da olsa elinde bir şeyler olan kimsedir. Miskin, fakire göre nisbeten iyi durumdadır. Onlar kendi imkânlarıyla geçinmeye çalışırlar. 3- Zekât toplayan memurlar. Zekât memurları zengin de olsalar, mesailerini bu yolda harcadıkları için, toplamış oldukları zekâttan kendilerine verilir. Ancak sadece mesailerinin karşılığı verilir, fazlası verilmez. 4- Müellefe-i kulûb. Müellefe-i kulûb: Gönülleri hakka ısınan kimselerdir. Kendilerini İslâm'a ısındırmak için zekâttan bir hisse de onlara verilir. Müellefe-i kulûb daha ziyade İslâm'a yeni girmiş kabile reisleri veya ileri gelenleridir. Peygamberimiz vefat edene kadar bunlara zekâttan hisse ayırmıştır. Peygamberimizin vefatından sonra da bunu almak istemişler ve bunun için de Halife Ebû Bekir'e müracaat etmişlerdir. Büyük Halife bu hususta tek başına karar vermemek için bir beraat yazarak kendilerine verir ve Hazret-i Ömer'e gönderir. Aslında, Ebû Bekir buna tek başına karar verirdi. Ancak onların da görüşünü alarak İslamın istişareye vermiş olduğu önemi ortaya koymuştur. Onlar Hazret-i Ömer'e gelirler, beraatı verirler, Ömer ne olduğunu sorar, onlar zekâttan nasiplerini istediklerini söylerler. Adaletin timsali olan Ömer beraatı yırtar, öfkelenir ve onlara şöyle haykırır: «Peygamber, kalbinizin İslâm'a ısınması için bunu size verdi. Şimdi İslâm yücedir, düşmanları üzerine galiptir. Eğer siz İslâm Üzere olursanız ne âlâ, yok İslâm'dan yüz çevirirseniz, sizinle bizim aramızı kılıç temizler, biz de sizin boyunlarınızı vururuz.» Ömer'den böylesine bir azar işiten müellefe-i kulûb, tekrar Ebû Bekir'e dönerek «Halife sen misin, yoksa Ömer mi» derler. Büyük Halife, Hazret-i Ömer'in İsabetli görüşüne iştirak ederek «Ömer ne derse o olur» der onlara bir şey vermez. Böylece müellefe-i kulübün zekât hissesi kaldırılmış olur. 5- Azad edilecek esirler. Esir: Hürriyeti elinden alınan kimsedir. Esirler bir meta' gibi alınır satılır. Kölelikten kurtulmak için, efendileriyle muayyen bir para kargılığı anlaşırlar. O parayı efendilerine verdikleri takdirde hürriyetlerine kavuşurlar. Mükâtebe ismi verilen bu köleleri hürriyetlerine kavuşturmak için, kendilerine zekât verilebilir. Borçlulara, borçlu olan insanlara da zekât verilir, Yalnız bu borç içki, kumar ve israf borcu olmamalıdır.

İmam-ı Mücâhid (radıyallahü anh)'e göre üç türlü borçlu vardır: 1- Allah yolunda malının tamamını harcayarak borçlu düşenler. 2- Bir felâket neticesinde malı-mülkü yok olup borçlananlar. 3- Aile efradının çokluğundan dolayı fakir düşüp borçlananlar. Bunların hepsine zekât verilir. İmam-ı Mücâhid bu üç sınıfın dışındaki borçluları borçlu olarak kabul etmiyor. Allah yolunda olanlara da zekât verilir. Bunlar harbe gidenler, ilim tahsil edenlerdir. 6- Misafirler. Misafir: Memleketinden doksan kilometre uzak bir mesafede bulunanlara denir. Misafirler namazlarını da seferi olarak kılarlar. Misafirler, memleketlerinde zengin de olsalar, bulundukları yerde mağdur duruma düşerlerse, kendilerine zekât verilir. Yüce Allah âyet-i celilesinde kendilerine zekât verilebilecek olan sekiz sınıf insanı zikretmiştir.

Bazı tefsirciler, âyette zikredilen sekiz sınıf insanın tamamına zekâtın verilmesinin şart olduğunu söylemişlerdir. Fakat Hanefî imamları bu sekiz sınıftan birine veya birkaçına verildiği takdirde farz olan zekât tamam olur demişlerdir. Yani sekiz sınıfın hepsine zekâtı taksim etmeye gerek yoktur.

60 ﴿