115

«Allah, bir kavmi doğru yola ilettikten sonra, onu yoldan çıkarmaz. Belki onlara nelerden sakınacaklarını belli eder. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.»

Bu âyet-i celilenin nüzul sebebi şudur: Allahü teâlâ farzları bildirip mü’minlerin onlarla amel etmesini emretmiş, daha sonra onlardan bir kısmım nesh etmiştir. Kıblenin değişmesi, içkinin yasaklanması gibi. Müslümanlar Mekke devrinde namazlarını Kabe'ye doğru kılıyorlardı, Medine'ye hicret edince Yüce Allah'ın emriyle Beyt-i Makdis'e doğru kılmaya başladılar. Yani Müslümanların kıblegâhı Beyt-i Makdis (Kudüs) oldu. Beyt-i Makdis, Yahudilerin ve Hıristiyanların de kıblegâhı idi. Müslümanların Beyt-i Makdis'e doğru yöneldiğini görünce alay ediyorlar ve «Muhammed dinimize uymuyor ama, kıblemize uyuyor» diyorlardı. Onların bu hareketi Müslümanları üzüyordu, Peygamberimiz ise neticeyi sabırla bekliyordu. Çok geçmedi hicretten on yedi ay sonra Allahü teâlâ'nın emriyle Müslümanların kıblesi yine Beytullah oldu.

Kıble değiştiği zaman sahabeden bazıları sefere çıkmışlardı, dolayısıyla kıblenin değiştiğinden haberleri yoktu. Onlar namazlarını Kudüs'e doğru kılıyorlardı. Medine'ye döndükleri zaman kıblenin değiştiğini öğrendiler ve seferde iken kıble değiştiği halde Kudüs'e doğru namaz kıldıklarına çok üzüldüler. Gelip durumu Peygamberimize bildirdiler. Bunun üzerine Allahü teâlâ yukardaki âyeti inzal ederek şöyle buyurmuştur: 'Allah, bir kavmi doğru yola ilettikten sonra, onu yoldan çıkarmaz. Belki onlara nelerden sakınacaklarını belli eder. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.» Yüce Allah, kullarını bilmeyerek işlemiş oldukları şeylerden dolayı muâhaze etmez. Onlara önce emir ve yasaklarını bildirir, daha sonra emirlerine itaat edenlere mükafat, etmeyenlere ceza verir. Kıble değiştiği halde bilmeyerek Kudüs'e doğru namaz kılanların kılmış oldukları namazları kabul eder. Çünkü onlar Kudüs'e doğru namaz kılarken kıblenin değiştiğinden habersiz idiler. Bundan dolayı namazları Allah katında makbuldür. Zira Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

115 ﴿