122

«Mü’minlerin hepsi de savaşa çıkacak değillerdir. İçlerinde her sınıftan bir cemaat sefere çıkmalı, bir kısmı da din hususunda fakîh olmak, dinin ahkamını ögrenmak için çalışmalı ve geri döndüklerinde kavimlerini uyarmalıdırlar ki, onların da yanlış hareketlerden çekinmeleri mümkün olsun.»

Bir milletin candamarı ilimdir, ilimsiz hiçbir toplum yaşayamaz. Bu bakımdan İslam dini ilme ve ilim adamına son derece önem vermiştir. Hiçbir din İslam dini kadar ilme değer vermemiştir. Savaş anında bile ilim adamının savaşa gitmesini caiz görmemiştir. Çünkü savaşta ilim adamlarının yok olması o toplumun sapıklığa düşmesine sebeb olur. Bir milletten gerçek ilim adamları giderse, meydan cahillere kalır onlar da istedikleri gibi fetva verirler. Böylece hem kendilerini, hem de fetva verdiklerini sapıklığa düşürürler. Bunun için Yüce Allah mü’minlerin hepsinin savaşa çıkmasına, müsaade etmiyor, içlerinden her sınıftan bir gurubun çıkmasını ve bir kısmının dini ilimleri öğrenmesini, savaştan dönenlere o ilimleri öğretmesini emrediyor. Böylece onlar öğrendikleriyle amel edip, Allah'ın emirlerine itaat ederek güzel güzel ameller yapmış olsunlar.

İmam-ı Süddî şöyle rivayet etmiştir: «Huzeyl kabilesinde bir sene büyük bir kıtlık olur. Onlar Medine'nin hurmalarından istifade etmek için oraya gelirler ve dilden Müslüman olduklarını söylerler. Halbuki onlar kalben iman etmemiş münafıklardı. Onlar Medineli Müslümanlara 'Biz sizden daha hayırlıyız, zira biz kendi arzumuzla İslâm'ı kabul ettik, siz ise kılıç zoru ile kabul ettiniz' derler. Bu sözleri ve hareketleriyle mü’minleri incitirler. Bunun üzerine Allahü teâlâ yukardaki âyeti inzal ederek şöyle buyururur: «Mü’minlerin hepsi de savaşa çıkacak değillerdir, içlerinde her sınıftan bir cemaat sefere çıkmalı, bir kısmı da din hususunda fakih olmak, dinin ahkâmını öğrenmek için çalışmalı ve geri döndüklerinde kavimlerini uyarmalıdırlar ki, onların da yanlış hareketlerden çekinmeleri mümkün olsun.»

122 ﴿