|
15 «Nihayet onu götürdüler, bir kuyunun dibine bırakmayı kararlaştırdılar. Biz de kendisine: "Onların bu yaptıklarını ilerde kendilerine haber vereceksin de, onlar farkında olmayacaklar" diye vahyettik.» Nihayet oğulları, Yakub (aleyhisselâm)'u ikna ederler, Yûsuf'u kıra götürmek için alırlar, hep birlikte kırın yolunu tutarlar. Babalarının gözü önünde ona ikram ederler, sevgi gösterirler, onun gözünün önünden kaybolduktan sonra dövmeye başlarlar. Yûsuf'u kırda o kadar döverler ki, nerdeyse öldüreceklerdi. Kardeşlerinin Yûsuf'u düşmanca dövmelerine dayanamayan Yehüza «Onu öldürmeyeceğinize bana söz vermediniz mi?» der. Onlar Yûsuf'u öldürmeyeceklerine dair Yehûzâ'ya söz vermişlerdi. Dövmeden vazgeçerler, kuyuya atmaya karar verirler. Yûsuf'u kuyunun başına götürürler, ellerini bağlarlar, gömleğini çıkarırlar, belinden de bir ip ile bağlayarak kuyuya sallarlar. Yûsuf »Gömleğimi verin, onu kuyuda giyinirim» der. Kardeşleri «On bir yıldız, güneş, ay gelip şimdi seni kurtarsın» diyerek alay ederler ve kuyunun yarısına kadar indirince ipi keserler. Tam o sırada Allahü teâlâ, Cebrail'i gönderir, Cebrail gelir, Yûsuf'u tutar kuyunun içinde bulunan tir taşın üzerine oturtur. Sonra yiyecek getirir, yedirir, bir müddet Yûsuf (aleyhisselâm) ile meşgul olur. Yüce Allah, ona şöyle vahyetmiştir: «Biz Yûsuf'a vahyedip dedik ki: »Ey Yûsuf, sabret, biz seni kuyudan çıkartıp Mısır'a sultan edeceğiz ve kardeşlerin sana muhtaç olacaklardır. Onların sana yaptıklarını kendilerine bir bir haber vereceksin.» Yûsuf (aleyhisselâm), bu müjdeyi alınca rahatlar, işini Allah'a havale eder, başına gelenlere sabreder. Kardeşleri, Yûsuf'u kuyuya attıktan sonra, onu kurdun yediğini söylemek ve babalarını kandırmak için bir keçi yavrusu keserler, Yûsuf'un gömleğini kanıyla bularlar ve -Yûsuf'u kurt yedi» deyip ağlayarak babalarına verirler. |
﴾ 15 ﴿