17

«"Ey babamız, inan olsun biz yanşıyorduk. Yûsuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. Bir de ne görelim, onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylüyorsak da bize inanmazsın" dediler.»

Kardeşleri, Yûsuf'u kuyuya attıktan sonra, yalan uydurup babalarını kandırmak için bir keçi yavrusunu keserler, gömleğini kanına bularlar, ağlayarak babalarına gelirler ve şöyle derler: «Ey babamız, Yûsuf'u eşyalarımızın yanında bırakıp yarışa çıktık, geri döndüğümüzde onu kurdun yediğini gördük, işte gömleği.» Yakub (aleyhisselâm), oğullarından Yûsuf'u kurdun yediğini öğrenince kendinden geçer, feryad u figân eder. Aklı başına gelince Yûsuf'un gömleğini ister, alır bakar ki, gömlekte en küçük bir yırtık izi yok, o zaman «Ne şefkatli kurt imiş ki, Yûsuf'u yemiş, gömleğini yırtmamış» der. Yûsuf'u kurdun yemediğini, oğullarının yalan söylediğini anlar, onlara inanmaz. Bu defa oğulları, Yakub (aleyhisselâm)'a «Ey babamız, biz her ne kadar doğru söylüyorsak da bize inanmazsın» derler. Yakub (aleyhisselâm), gömleği görünce, onu kurdun yemediğini çoktan anlamıştı. Fakat oğulları hâlâ ısrar ediyorlardı.

17 ﴿