19

«Bir yolcu kafilesi gelip, sucularını kuyuya gönderdiler. Kovasını kuyuya saldı ve "Müjde müjde, işte bir oğlan" dedi. Onu bir ticaret malt gibi sakladılar. Allah ise ne yapacaklarını pekala biliyordu.»

Yûsuf (aleyhisselâm), kardeşleri tarafından kuyuya atılınca, Allahü teâlâ, bir meleği ona arkadaş olarak gönderir. Cebrail de yiyecek ve içecek getirir. Böylece üç gün kuyuda kalır. Dördüncü gün Medyen'den Mısır'a gitmekte olan bir kervan kafilesi gelip kuyunun yakınında konaklar. Kervancıbaşı, sucularını kuyuya su almaya gönderir, içlerinden birisi kovasını kuyuya salar, yukarı çektiğinde dünya güzeli bir çocuğun kova ile çıktığını görür ve «Müjde, müjde, işte bir oğlan çocuğu» diye bağırır. Onu alırlar, bir ticaret malı gibi saklarlar. Aynı gün kardeşleri de ne olduğunu öğrenmek için kuyuya gelirler, orada Yûsuf'u bulamazlar, kervanın yanına giderler. Onların Yûsuf'u kuyudan çıkardıklarını görürler ve «Bu bizim kölemizdi, evden kaçıp kuyuya saklanmış, siz de bunu bulmuşsunuz, verin kölemizi» derler. Kervancılar da -Bu size benziyor, hiç köleye benzemiyor» derler. Bu defa Yûsuf'un kardeşleri «Bu, anamızın cariyesinin oğludur, o bakımdan bize benziyor» demişlerdir. Yûsuf (aleyhisselâm), kardeşlerinin bu zalimane hareketlerini bir tarafa bırakarak, yine onlardan himmet bekler ve «Beni bunlardan kurtarın, babamın yanına götürün, sizin yaptıklarınızı babama söylemem» der. Kardeşleri daha da hiddetlenir, «Sakın bizim yalanımızı çıkarma, yoksa seni öldürürüz, biz babamıza seni kurdun yediğini söyledik, şimdi yalancı olmak istemiyoruz' derler ve onu kuyudan çıkaranlara, cüzî bir para karşılığı satıp geri dönerler.

19 ﴿