53

«Onu esirgediğimizden dolayı kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak ona bağışladık.»

Yüce Allah sevgili Peygamberine Hazret-i Musa hakkında şöyle buyurmuştur: «Ya Muhammed!! Kur'an'da Musa'ya dair anlattıklarımızı hatırla. O, halis bir insan ve katımızdan gönderilmiş bir peygamberdir. Medyen'den Mısır'a giderken Tur'da gördüğü ateşi talep ettiği zaman onu kendimize yaklaştırıp dağın sağ tarafından «ben âlemlerin Hâlik'ı ve Mâlik'i olan Allah'ım» diye nida edip kelâmımızı işittirmiştik. O, kardeşi Harun'u da kendisine yoldaş yapmamız için dua ve niyaz etti. Biz de duasını kabul edip Harun'u bir peygamber olarak ona bağışladık.» Musa (aleyhisselâm), kardeşi Harun'un kendisine yardımcı olarak gönderilmesini Rabbinden niyaz etmiştir. Rabbi de onun dua ve niyazını kabul ederek Harun (aleyhisselâm)'u bir peygamber olarak ona göndermiştir. Çünkü Musa (aleyhisselâm)'nın dilinde bir ukde (tutukluk) vardı. Bundan dolayı net ve beliğ konuşamıyordu. Harun (aleyhisselâm) ise gayet fasih ve net konuşuyordu. Zira tebliğdeki en önemli husus hatibin muhatabına karşı tesirli ve net konuşmasıdır. Bu olmadan istenilen neticeye ulaşılamaz.

Harun (aleyhisselâm), Musa (aleyhisselâm)’nın büyük kardeşidir. Mısır'da dünyaya gelmiştir, fasih bir lisana sahiptir. Musa (aleyhisselâm)'nın duası üzerine kendisine nübüvvet verilmiştir. Hazret-i Musa ile Tih vadisine geçip orada ikamet etmişlerdir. Musa (aleyhisselâm) ilâhi hitaba mazhar olmak üzere Tur dağına gidince Harun'u yerine bırakmıştır. İsrailoğulları onu dinlemeyerek Samirî adında bir münafığın yapmış olduğu buzağıya tapınışlardır. Musa (aleyhisselâm) Tur'dan dönünce kavminin bu haline çok üzülmüş, kardeşinin mazur olduğunu anlamıştır. İsrailoğulları yaptıklarına pişman olmuşlar, fakat yaptıklarının cezası olarak kırk yıl kadar Tih vadisinde kalmışlardır. Harun (aleyhisselâm), Musa (aleyhisselâm)'dan üç yıl önce 123 yaşında vefat etmiş, Tur-i Sina civarında Mürren dağındaki bir mağaraya defnedilmiştir.

53 ﴿