|
32 «Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Fakat onlar bundaki delillerden yüz çeviriyorlar.» Bu âyet-i celilelerde göklerin ve yerin ilk durumu, canlıların neden yaratıldığı, dağların niçin var edildiği, aralarındaki yolların hangi maksatlarla oluştuğu bildiriliyor ve insanlar bunları düşünmeye davet ediliyor. Gökler ve yer ilk yaratıldığı zaman bir bütün hâlinde yaratılmıştır. Sonra onlar birbirinden ayrılmışlardır. Göklerin ve yerin birbirine yapışık iken sonradan ayrılışının bildirilmesi gerçekten üzerinde çok düşünülmesi gereken bir konudur. Astronomik teoriler bu kâinat mucizesini açıklamak için yaptıkları çalışmalarda hep bu gerçek üzerinde dönüp dolaşmışlardır. Neticede Kur'ân-ı Kerîm'in belirttiği gerçekleri kabul etmek zorunda kalmışlardır. Allahü teâlâ bu kâinat mucizesini şöyle beyan ediyor: «Kâfirler, gökler ve yer bitişik iken bizim onları nasıl birbirinden ayırdığımızı görmediler mi?» İşte gökleri ve yeri biz yarattık, ey insanlar, bunları bizim yarattığımızdan şüphe mi ediyorsunuz? Bu gerçek ifade edildikten sonra, her canlının sudan yaratıldığı bildirilerek insanlar yine düşünmeye davet ediliyor ve şöyle buyuruluyor: «Biz, bütün canlıları sudan yarattık.» Canlıların neden yaratıldığı bildirilirken insanlar da Allah'ın varlığını, birliğini ve kudretini düşünmeye davet ediliyor. Canlıların hayat damarı sudur, susuz hayatın olması mümkün değildir. Yüce Allah bu hakikatları gözler önüne serdikten sonra «hâlâ onlar Allah'ın birliğine inanmıyorlar mı?» buyuruyor. Sonra gözlerin yeryüzüne çevrilip yükselen dağların hikmetinin düşünülmesi emrediliyor ve şöyle buyuruluyor: «Yeryüzünde insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yerleştirdik.» Yeryüzünü saran irili ufaklı dağların niçin yaratıldığı bu âyette en açık bir şekilde ifade edilmektedir. Dağların yaratılmasının hikmeti, insanların yeryüzünde sarsılmadan, huzurlu bir şekilde gezip tozmaları ve ihtiyaçlarını temin etmek için diledikleri yere emin bir şekilde gitmelerini sağlamaktır. Şayet dağlar olmasaydı yeryüzü beşik gibi sallanacak, insanlar dengelerini sağlayamayarak bir oraya, bir buraya düşüp kalkacaklardı. Dağların yükselip yeryüzünün dengesini sağlaması Allah'ın kudretinin bir eseridir. Yüce Allah dağları yaratmasaydı onu kim yaratabilirdi? İnsanlar bunu da mı düşünmüyorlar? Bu defa mükemmelden basite indirilerek dağların arasında açılan yollara dikkat çekilip- şöyle buyuruluyor: «Doğru yolda gitsinler diye (dağların) aralarında geniş geniş yollar açtık. «Mevlâ hiçbir şeyi boşa yaratmamıştır. Yaratılan her şeyin binlerce hikmeti vardır. Dağların arasında açılan yolların bile insanlar için ayrı bir önemi ve hikmeti vardır. İşte insanoğlu bütün bu hikmetleri düşünmeye davet ediliyor. Sonra hemen gözlerin semaya çevrilip o kâinat mucizesini dikkatle incelemeye davet ediliyor ve şöyle buyuruluyor: «Gökyüzünü de korunmuş bir tavan kıldık. Fakat onlar bundaki delillerden yüz çeviriyorlar.» Gökyüzü bir kubbe gibi direksiz yaratılmış, yıldızlar kandiller gibi dizilmiş, güneş, ay ve gezegenler onun boşluğunda inci taneleri gibi yerleştirilmiştir. Bütün bunları yaratan kimdir? Elbette Hâlik-ı Mutlak'tır. Fakat insanların çoğu bunlardaki hikmetleri düşünmezler. Onlar hâlâ Allah'ın varlığına ve birliğine iman etmeyecekler mi? Her yaratık Allah'ın varlığına delâlet eder. Çünkü hiçbir şey kendiliğinden var olmamıştır, olması da mümkün değildir. Her şeyin bir yaratanı vardır, O da Allah'tır. Sonra Yüce Halik insanoğlunun dikkatini geceye, gündüze, aya, güneşe çekiyor. |
﴾ 32 ﴿