45

«De ki: Ben ancak sizin başınıza gelecek tehlikeleri vahiy ile haber veriyorum. Sağırlar uyarıldıklara zaman çağrıya kulak vermezler.»

Rezzâk-ı Âlem bütün nimetlerini kullarının emrine vermiş, iman edenlerle etmeyenleri rızık hususunda birbirinden ayırmamıştır. Göklerdeki ve yerdeki nimetlerini kullarının emrine veren Hâlik-ı Mutlak, onların bu nimetlere şükretmelerini istemiştir. İçlerinden bir kısmı iman edip nimetlerine şükretmiş, bir kısmı da başka tanrılar edinerek imandan yüz çevirip nimetlerine karşı nankörlük yapmışlardır. Allahü teâlâ, kendisine eş koşup nimetlerine karşı nankörlük yapanların elinden o nimeti almış ve elim bir azap vermiştir. Bunu şöyle beyan ediyor: «Evet, biz onlara da, babalarına da geçimlikler verdik ve ömürleri uzadı. Fakat şimdi görmüyorlar mı ki, biz o yeryüzüne gelip çevresinden eksiltip duruyoruz. O halde üstün gelenler onlar mıdır?

Mekke'li müşrikler İslâm'ın ilk yıllarında Müslümanlardan daha üstün ve daha zengin olduklarını ileri sürerek, onları hakir görüp alay ediyorlardı. Gerçeklen de ilk zamanlar öyleydiler. Sahip oldukları bu varlıklar kendilerini sapıtmış, imandan yüz çevirip Allah'a ortak koşmuşlardır. Hatta Müslümanları memleketlerinden çıkarıp Medine'ye ve başka yerlere sürmüşlerdir. Bu varlıklarının ellerinden hiç gitmeyeceği zehabına kapılarak daha da ileri gitmişler, mü’minlere akla gelmedik işkence yapmışlardır. Allahü teâlâ da ellerindeki nimetlerini alıp inkâr ve küfürlerinin cezasını kendilerine vermiştir. Bu husus âyette şöyle ifade ediliyor: «Fakat şimdi görmüyorlar mı ki, biz o yeryüzüne gelip çevresinden eksiltip duruyoruz. O halde üstün gelenler onlar mıdır?» Mekke'nin fethi günü tam aksine Müslümanları memleketlerinden çıkaran müşrikler o gün kendileri çıkmak zorunda kalmıştır. Zira hakkın olduğu yerde bâtıl yaşayamaz. Hak gelince bâtıl zail olur. Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), kâfirlere başlarına gelecek olan felâketi daha önceden haber vermiştir. Onlar bunu kale almayarak, kimi Peygamberimizin kâhin olduğunu, kimi sihirbaz olduğunu, kimi de eskilerin masallarını anlattığını söylemişlerdir. Yüce Halik kâfirleri zemmederek sevgili Peygamberine şöyle buyuruyor: «Ey Rasülüm Muhammed, onlara de ki: «Ben ancak sizin başınıza gelecek tehlikeleri vahiy ile haber veriyorum. Bunların hiçbirini kendiliğimden söylemiyorum. Hakkı işitmeyen sağırlar uyarıldıkları zaman çağrıya kulak vermezler.» O gün olduğu gibi, bugün de böyledir. Bazıları hakkı görüp işittiği halde asla kulak vermez, hep kendi bildiğini okur.

45 ﴿