|
88 «Bunun üzerine biz de onu kabul ettik ve üzüntüden kurtardık. İşte mü’minleri böyle kurtarırız.» Her peygamberin hayatında ibret alınması gereken birçok hâdiseler vardır. Bütün bunların Kur'ân-ı Kerîm'de nakledilmesinin sebep ve hikmeti insanların ibret alması içindir. Yüce Halik, sevgili Peygamberine Yûnus (aleyhisselâm) hakkında şöyle buyuruyor: «Ey Rasülüm Muhammed, Zünnûn'u da hatırla ve onun garip hâdiselerini ümmetine haber ver.» Zünnûn, Yûnus (aleyhisselâm)'dur. Annesine nisbetle Yûnus ibn Mettâ diye anılır. Musul şehrinin yanında bugün bile harabeleri göze çarpan Ninova kasabasına peygamber olarak gönderilmiş, kasaba halkını tevhid dinine davet etmiştir. Bu daveti 33 yıl kadar sürmüştür. Putlara tapınan Ninova halkı, bu inançlarından vazgeçmemişlerdir. Yûnus (aleyhisselâm) başlarına büyük bir azabın geleceğini kendilerine haber vermiş, buna rağmen ıslâh olmaları hususunda en küçük bir belirti görmemiştir. Onların küfür ve isyan içinde yuvarlanıp gitmelerine çok kızan Yûnus (aleyhisselâm) aralarından ayrılır, Dicle nehrinin kenarına gider. Yûnus (aleyhisselâm) kavminin arasından ayrıldıktan sonra şehri kara bir bulut kaplar, halk başlarına büyük bir azabın geleceğini anlar, feryad ederek Allahü teâlâ'ya dua ve niyaz ederler. Yüce Allah da onların dua ve niyazını kabul edip üzerlerinden azabı kaldırır. Yûnus (aleyhisselâm) kavmini terk ederek Dicle nehrinin kenarına gider Orada bulunan bir gemiye biner. İlâhî bir müsaade olmadan kavmini terk ettiğinden dolayı kendisinde bir azaba uğramayacağı kanaati hasıl olur. Peygamberler ilâhi bir müsaade olmadan kavmini terk edemezler. İş Yûnus (aleyhisselâm)'un zannettiği gibi olmaz, izinsiz kavmini terk ettiğinden dolayı bir nevi ilâhî azaba uğrar. Çünkü kavmine peygamber olarak gönderilmiştir. Peygamberlerin görevi en güç şartlar altında bile ilâhî emri insanlara tebliğdir. Bindiği gemi yüzmez, bütün çarelere başvurulur yine yüzmez. Kaptan gemide uğursuz biri olduğu kanaatine varır. Gemideki uğursuzu tesbit için kur'a atılır, kur'a her defasında Yûnus (aleyhisselâm)'a isabet eder. Gemi personeli bu tesbiti yaptıktan sonra Yûnus (aleyhisselâm)'u denize atarlar. Bir rivayete göre kendisi denize atlar. O anda büyük bir balık gelip Yûnus'u yutar ve denizin derinliğine doğru gider. Yûnus (aleyhisselâm) balığın karnında yaptığına pişman olur, tevbe istiğfar ederek şöyle der: «Rabbim, senden başka ilâh yoktur, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Hiçbir şey seni aciz bırakamaz. Sen kimseye haksız yere ceza vermezsin. Şüphe yok ki ben nefsime zulmedenlerden oldum.» Yûnus (aleyhisselâm)'un balığın karnında ne kadar kaldığı hakkında rivayetler muhteliftir. Kimi üç, kimi yedi, kimi kırk gün kaldı demiştir. Balığın karnında ne kadar kaldığı önemli değildir. Önemli olan Yûnus (aleyhisselâm)'un balığın karnına girip çıkmasıdır. Bir an bile balığın karnına girip çıksa o, ilâhî kudretin tecellisinin büyüklüğünü gösterir. İnsan, ilâhî kudrete akıl erdiremez. Yûnus (aleyhisselâm) balığın karnında, o karanlık odada Rabbine niyaz edip: «Senden başka Tanrı yoktur. Sen bütün noksan, sıfatlardan münezzehsin, doğrusu ben haksızlık edenlerden oldum» diye yalvarır. Yüce Allah balığa Yûnus'u iyi muhafaza etmesini ve söylediklerini unutmamasını ilham eder. Yûnus denizin derinliklerinde bir ses işitir ve «bu nedir?» diye kendi kendine sorar. Hâlik-ı Mutlak ona vahyedip duyduğu sesin deniz hayvanlarının tesbihi olduğunu bildirir. Yûnus (aleyhisselâm) bunu duyar duymaz tesbih ve tehlile başlar. Melekler onun tesbihini işitirler ve «Ey Rabbimiz, biz bilinmeyen yerden tanıdığımız bir ses duyuyoruz, bu nedir?» diye sorarlar. Hâlik-ı Mutlak 'bu Yûnus kulumdur. Bana asi olduğu için onu balığın karnında hapsettim» buyurur. Melekler «Rabbimiz, o senin sâlih kulundur, gece gündüz sana ibadet eder, seni tesbih ve tenzih eder. Biz ona şehâdet ederiz» diye niyazda bulunurlar. Allahü teâlâ da meleklerin niyazını ve şehadetini kabul edip balığa Yûnus'u denizin kenarına bırakmasını emreder. Bu emir gereği balık onu denizin kenarına bırakır. Balığın karnında kaldığı müddetçe hiçbir yerinde bir arıza olmaz. Sapasağlam çıkar. «Ya Muhammed, Zünnûn'u da hatırla. Hani o öfkelenerek giderken kendisine güç yetiremiyeceğimizi sanmıştı. Ama sonunda karanlık içinde 'senden başka Tanrı yoktur. Sen münezzehsin, doğrusu ben haksızlık edenlerdenim' diye niyaz etmişti. Bunun üzerine biz de onu kabul ettik ve üzüntüden kurtardık. İşte mü’minleri böyle kurtarırız.» İşte Allah'ın kudreti böyledir, bu kudret karşısında kim boyun eğmezki? |
﴾ 88 ﴿