|
107 «Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.» Yeryüzünün gerçek vârisleri Yüce Allah'ın sâlih kullarıdır. Çünkü yeryüzünün dengesini sağlayan, hak ve adaleti gözeten, Allah'ın nizamını yeryüzüne yayan onlardır. Onların hükümran olduğu zamanda ve yerde huzur, sükûn, adalet, hak, kardeşlik, birlik ve eşitlik hâkim olmuştur. Bunun aksi olduğu zamanlarda ise zulüm, kin, düşmanlık, huzursuzluk, tefrika, ahlâksızlık ve felâket hüküm sürmüştür. Allahü teâlâ iki cihan saadetini iman edenlere ihsan etmiştir. İman etmeyenler bu saadetten mahrumdur. Her ne kadar kâfirlerin müreffeh bir hayat sürdükleri müşahede ediliyorsa da, bu zahirde böyledir. Gerçekte onlar büyük bir bunalım içindedir. Bir toplumun yüzde sekseni veya daha fazlası gayr-i meşru bir hayat yaşıyorsa o toplumun huzur neresindedir? Bu bir bunalımın ifadesi değil midir? Bundan dolayı Yüce Halik «and olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yeryüzüne ancak sâlih kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık. Hiç şüphesiz bu kitapta da kulluk edenler için tebliğ vardır.» Tevrat'ta, Zebur'da sâlih kimselere müjde olduğu gibi, Kur'ân-ı Azîmüşşan'da da yeryüzünün gerçek sahiplerinin sâlih kimseler olduğuna dair müjde vardır. İbn Abbas (radıyallahü anh)'ın bu husustaki rivayeti şöyledir: Sâlih kimselerin yeryüzüne mirasçı olmasından maksad, mü’minlerin, kâfirlerin memleketlerini fethedip oralara yerleşmesi ve böylece kâfirlerin zelil, mü’minlerin ise aziz olmasıdır. Bu âyet-i celilede İslâm'ın izzetine, küfrün zilletine işaret vardır. Allah'a kulluk edenler âhir zaman Peygamberinin ümmetidir. Onlar namazlarını dosdoğru kılarlar, oruçlarını tutarlar, zekâtlarını verirler, haclarını yaparlar, Allah yolunda cihad edip infakta bulunurlar. İşte bu kitapta onlar için müjdeler vardır. Allahü teâlâ âhir zaman Peygamberini şöyle vasfediyor: «Ya Muhammed, biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.» İki cihan Peygamberi âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Onun rahmeti umumidir, sadece mü’minlere mahsus değildir. Dünyada kâfir, mü’min ve münafık herkese şamildir. Âhirette ise şefaati yalnız mü’minlere mahsustur. Yüce Allah onun hürmetine önceki peygamberlerin ümmetleri gibi kâfirleri topluca helak etmemiş, azaplarını tehir etmiştir. Onun gelişiyle insanlık âleminde büyük bir değişiklik olmuş, putun yerini Allah inancı, küfrün yerini iman, cehlin yerini ilim, zulmün yerini adalet, karanlığın yerini nûr, zilletin yerini izzet, ahlâksızlığın yerini ahlâk, ibadetsizliğin yerini ibadet, düşmanlığın yerini kardeşlik, tefrikanın yerini birlik, iffetsizliğin yerini iffet, tembelliğin yerini çalışmak, almıştır. Onun gönderilmesiyle paslanan kafalar aydınlanmış, kararan gönüller nûrlanmış, solan yüzler açılmış, taşlaşan kalbler yumuşamış, öldürülen yavrular kurtulmuş, yolunu sapıtanlar hidayete ermiş, akan kanlar dinmiş, ilâh diye tapılan putlar kırılmış, yoksullar, kimsesizler, yetimler himaye edilmiş, melekler onunla iftihar etmiş, bütün mevcudat onun için yaratılmış, ailenin şerefi korunmuş, her türlü kötülük önlenmiş, hırsızlık, zina, fuhuş, kumar, içki, başkalarının hakkına göz dikme yasaklanmış; iman, ibadet, ilim, çalışkanlık emredilmiştir. İşte bütün bunlar, âlemlere rahmet olarak gönderilen peygamberin hürmetine olmuştur. Ona iman edenler ebedî kurtuluşa, etmeyenler ise ebedî azaba uğrayacaklardır. |
﴾ 107 ﴿