18

«Gökten de yetecek kadar su indirdik de onu yerde durdurduk. Hiç şüphesiz biz onu gidermeye de kadiriz.»

«Sonra siz bunun arkasından hiç şüphesiz ki ölürsünüz. Sonra siz kıyamet gününde muhakkak diriltilip kaldırılacaksınız.» Bu noktaya da insanların dikkatini çekiyor, nutfeden koskocaman bir insan ve sonra ölüm. Ölümden sonra tekrar diriliş ve ikinci hayatın başlaması. İşte o zaman insanlar dünyada yaptıklarından bir bir sorguya çekilecekler ve buna göre mükâfat ve mücâzatlarını göreceklerdir. Akıllara durgunluk verecek şekilde yaratılan sadece insanoğlu değildir. Hâlik-ı Mutlak ondan çok daha azametlisini yaratmıştır. Bunu şöyle beyan ediyor: -Yemin olsun ki biz sizin üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz yarattığımızdan habersiz değiliz. Gökten de yetecek kadar su indirdik de onu yerde durdurduk. Hiç şüphesiz biz onu gidermeye kadiriz.» Yüce Allah yedi kat gökleri tabaka tabaka yaratmıştır. Direksiz duran o gökler hiçbir şeye dayanmamakta ve hiçbir yerinden de asılmamaktadır. Öyleyse onu ayakta tutan kuvvet nedir? İşte bu muazzam varlığı ayakta tutan kuvvet ilâhî kudrettir. O semada ay, güneş, yıldızlar, gezegenler ve bizim henüz ismini bilemediğimiz ve tesbit edemediğimiz milyonlarca varlık. Bunlar kendi yörüngelerinde durmadan akıp giderler. Acaba bunlar bir tesadüf eseri mi oluşmuştur? Hayır işte bunların hepsi ilâhî kudretin eseridir. O, gökten su indirerek yeryüzünü sularmş, o suyun bir kısmını kullarının ihtiyacı için yerin altına depolamış, bir kısmını ise salıvermiştir. O yerin altına depolanan su canlıların ihtiyacını gidermek için durmadan, tükenmeden akar gider, Yüce Halik bunu şöyle beyan ediyor: «Gökten de yetecek kadar su indirdik de onu yerde durdurduk. Hiç şüphesiz biz onu gidermeye de kadiriz.» Görüldüğü gibi her şey bir ölçü dahilinde yaratılmış ve tanzim edilmiştir. Bunlardan hiçbiri gelişi güzel veya tesadüfen yaratılmamıştır.

İbn Abbas (radıyallahü anh), Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: «Yeryüzüne cennetten beş ırmak akar. Bunlar Seyhun, Ceyhun, Dicle, Fırat ve Nil nehirleridir. İnsanların bunlardan istifade etmeleri için mezkûr nehirler dağlara emanet edilmiştir, onların her biri dağdan çıkar. Ye'cüc ve Me'cüc yeryüzüne çıkana kadar onlar akmaya devam edeceklerdir. Onlar yeryüzüne çıkınca, Allahü teâlâ mushaflardan Kur'ân-ı Kerîm'i, âlimlerden ilmi, Beytullah'tan Hacerü'l-Esved'i, Hazret-i İbrahim ve Hazret-i Musa'nın makamlarını ve bu beş nehri Cebrail vasıtasıyla semaya kaldıracaktır. Bundan sonra insanlar dünya ve din işlerinden mahrum kalırlar.» Rabbim o günleri gören mü’minlerin yardımcısı olsun.

18 ﴿