|
29 «Yemin olsun ki, bana gelen Kur'an'dan o saptırdı beni. Şeytan insanı yapayalnız ve yardımsız bırakıyor.» Bu âyet-i celileler Ukbe ibn Muayt hakkında nazil olmuştur. Ukbe ticaretle uğraşır, bu maksatla sefere çıkardı. Her seferden dönüsünde, Mekke'nin ileri gelenlerine büyük bir ziyafet verir, bu ziyafete Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)'i de davet ederdi. Ukbe iman etmemekle beraber sık sık Peygamberimizin yanına gider, uzun müddet otururdu. Bu bakımdan Allah Resulünü de ziyafete davet etmişti, Peygamberimiz davete iştirak eder, fakat yemek yemez ve «ey Ukbe, sen Allah'ın birliğine ve benim peygamberliğime iman etmedikçe yemeğini yemem» der. Bunun üzerine Ukbe Kelime-i Şehadet getirir, sonra Allah Resulü de onun yemeğini yerdi. Müşriklerin ileri gelenlerinden Übey ibn Halef, Ukbe'nin arkadaşıdır. O, Ukbe'nin Kelime-i Şehadet getirdiğini duyunca hemen yanına gelir «ey Ukbe, sen dinini bırakıp da bâtıl dine mi döndün?» der. Ukbe, müslüman olmadığını ifade ederek şöyle der: «Hayır, vallahi dinimden dönmedim. Fakat evime gelen bir kişi ben Kelime-i Şehadet getirmedikçe yemeğimi yemedi, onun yemeğimi yemesi için Kelime-i Şehadet getirdim.» Ukbe'den bu sözleri duyan Übey «demek ki sen bu sözü zalim birisinin sözü üzere söyledin» diyerek küfrünü bir defa daha ilân eder. Ukbe, arkadaşının hatırı için İslâm'dan döner ve Bedir savaşında Müslümanlara esir düşüp hapsedilir ve hapiste ölür. Übey ibn Halef de Uhud muharebesinde Resûlüllah tarafından katledilir. O, Ebû Cehiller gibi İslâm'ın ve Müslümanların amansız düşmanı idi. Sonunda küfrünün ve düşmanlığının cezasını gördü. İmam-ı Dahhak'ın rivayetine göre Übey Uhud muharebesinde Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)'e tükürür, tükrüğü kendi yüzüne düşer ve düştüğü yeri ateş gibi yakar, orada bir iz bırakır. Öldüğü zaman bile yüzündeki yanık eseri kendini gösterir. Yüce Allah bu âyeti inzal edip şöyle buyurmuştur: «O gün zalim kimse iki elini ısırarak: 'Ne olurdu ben de peygamberlerle beraber bir yol tutsaydım. Eyvah bana. Keşke falancayı dost edinmeseydim. Yemin olsun ki, bana gelen Kur'an'dan o saptırdı beni. Şeytan insanı yapayalnız ve yardımsız bırakıyor'.» İşte Ukbe ve benzerleri kıyamet günü böylece pişmanlık duyacaklardır. Fakat onların pişmanlığı asla kendilerine fayda vermeyecektir. Atâ, Ukbe hakkında şöyle demiştir: «Ukbe, iki elini yiyecek, yedikçe eli eski haline dönecek ve azabı böyle devam edecektir. Azabı böyle devam ederken iman etmediğine ve Peygamber'in yolundan gitmediğine pişman olup 'keşke ben Muhammed'e tâbi olup hidayete erseydim de, bu azabı çekmeseydim, bana yazıklar olsun. Ben neden Übey'e tâbi oldum? Beni imandan alıkoyan, Muhammed'i ve Kur'an'ı inkâr ettiren odur. Ben Muhammed'in peygamber olduğunu bildiğim halde şeytana uyup onu inkâr ettim,. Şimdi bana yazıklar olsun'.» Kıyamet günü Ukbe ve benzerleri böyle nadim olacaklardır. Ukbe, Übey ibn Halefi şeytana benzetmiştir. Çünkü o, şeytanın görevini yapmıştır. Şeytanın görevi de insanları Allah yolundan alıkoymaktır. İnsanları Allah yolundan alıkoyanlar şeytanın ta kendisidir. Bu âyet her ne kadar Ukbe hakkında indirilmiş ise de, hükmü umumidir. Ukbe gibi olanların hepsine şamildir. Bu bakımdan arkadaş seçerken şeytan ruhluları değil de, dini bütün olanları tercih etmek gerekir. Nitekim Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: «Kişi arkadaşının yolunda gider. Sizden herhangi biriniz arkadaşlık yapacağı insana iyi dikkat etsin.» Akıl sahiplerinin bundan ibret alıp ona göre arkadaş seçmesi gerekir. Kötü arkadaş insanı her türlü yola sevkeder. |
﴾ 29 ﴿