40

«Yemin olsun ki, onlar belâ yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardır. Onu görmediler mi? Hayır onlar tekrar dirileceklerini ummazlar.»

Allahü teâlâ, her kavme emir ve yasaklarını bildirmek ve onları imana davet etmek için peygamberler göndermiştir. Hiçbir kavmi peygamber göndermeden mesul tutmamış ve azap etmemiştir. Ancak kendilerine peygamber gelip ilâhî emirler ve yasaklar bildirildikten sonra, imandan yüz çevirip zulmedenleri helak etmiştir. Nûh (aleyhisselâm)'u da kavmine peygamber olarak göndermiştir. Nûh (aleyhisselâm) kavmini yıllarca imana davet etmiş, fakat kavminin içinden pek az kimse iman etmiş, diğerleri küfürde diretmiştir. İman etmeyenler, zulüm ve küfürlerim daha da artırmışlar, Yüce Allah da onları kendilerinden sonra gelenlere ibret olması için suda boğarak helak etmiştir. Hâlik-ı Zülcelâl kâfirleri dünyada helak etmekle bırakmamış, âhirette onlar için elim bir azap hazırlamıştır. Âd kavmine de peygamber olarak Hûd (aleyhisselâm)u göndermiş, onlar da Nûh (aleyhisselâm)'un kavmi gibi peygamberlerini yalanlamışlar, zulüm ve küfürlerini artırdıkça artırmışlardır. Kendilerinden önce geçen kavimlerden ibret alıp iman etmedikleri için Allahü teâlâ onları da helak etmiştir. Sonra Semûd kavmine de Salih (aleyhisselâm)'i göndermiş, o da kavmini imana davet etmiştir. Onun kavmi de diğer peygamberlerin kavmi gibi kendisine iman etmemiş, küfür ve zulümlerinde ısrar etmişlerdir. Onlar da zulüm ve küfürlerinin cezasını görmüşlerdir. Hâlik-ı Mutlak, Res eshabına da Şuayb (aleyhisselâm)'ı göndermiştir. Kavmi de Şuayb (aleyhisselâm)’ın davetine icabet etmeyerek, putlara tapıp Allah'a şirk koşmuşlardır. Bunlar varlıklarına güvenerek her geçen gün küfür ve zulümlerini artırmışlar, Hâlik-ı Zülcelâl de küfür ve zulümlerinden dolayı onları helak etmiştir. Şuayb (aleyhisselâm)’ın kavminin davarları ve sığırları çok olduğundan onları sulamak için günün muayyen saatinde su kuyusunun başına toplanırlar ve onları sırayla sularlardı. Yine böyle bir gün hayvanlarını sularlarken ilâhî azap gelip hepsini yerin dibine batırmıştır. «Erresü» taşsız kuyu demektir. Bu bakımdan onlara Res eshabı denmiştir. Helak olan kavimler sadece bunlardan ibaret değildir, daha nice bilinmeyen milletler ve kavimler küfürleri ve zulümleri yüzünden helak olmuşlardır. Yüce Allah bunu şöyle beyan ediyor: «Âd ve Semûd'u da, Res eshabını ve bunların arasında birçok nesilleri de (helak ettik). Her birine misaller vermiştik, ama dinlemedikleri için hepsini kırıp geçirdik.» Âyette de belirtildiği gibi Kur'ân-ı Kerîm'de isimleri zikredilen ve zikredilmeyen kavimlerin helak oluş sebepleri, kendilerinden önce geçen peygamberlerin ümmetlerinden ibret alıp Hakk'a dönmemeleridir. Şayet onlardan ibret alıp iman ederek zulümden vazgeçselerdi, elbette helak olmazlardı. Halbuki onlar önceki milletlerin yurtlarında gezip onların nasıl helak olduklarını görmüşler, buna rağmen ibret alıp iman etmemişlerdir. Yüce Halik bunu şöyle beyan ediyor: «Yemin olsun ki, onlar belâ yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardır. Onu görmediler mi? Hayır onlar tekrar dirileceklerini ummazlar.»

Kâfirler, ticaret için sefere çıktıklarında Lût (aleyhisselâm)'un kavminin helak olan şehirlerini görmüşler, bunlardan da ibret alıp Hakk'a dönmemişlerdir. Lût (aleyhisselâm)'un kavminin beş şehirden bir tanesi ayakta kalmış, diğerleri tarumar olmuştur. Çünkü onların halkı çirkin fiillere tevessül etmişler, peygamberlerinin uyarılarını asla dinlememişlerdir. Küfre dalıp çirkin işlerde bulunduklarından dolayı helak olmuşlardır.

40 ﴿