50

«Yemin olsun ki, öğüt almaları için aralarında yer yer, türlü türlü ondan yağdırmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmişlerdir.»

Hâlik-ı Zülcelâl, insanların öğüt almaları için yağmuru, memleketlere, kasabalara, beldelere zaman zaman yer yer ve türlü şekillerde yağdırmıştır. Şayet yağmur olmasaydı yeryüzünde hiçbir canlı yaşıyamaz, her yer çöle dönerdi. Canlıların hayat damarı sudur, susuz canlıyı düşünmek mümkün değildir. Bunun için Allahü teâlâ yağmuru zaman zaman indirmiştir ki, insanlar bunlardan ibret alıp nimetlerine şükretsinler. Buna rağmen insanların çoğu bu nimetleri unutarak nankörlük etmişlerdir. Yüce Halik bunu şöyle beyan ediyor: «Yemin olsun ki, öğüt almaları için aralarında yer yer, türlü türlü ondan yağdırmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmişlerdir.»

İbn Mes'ud (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Yel, yağmurun müjdecisidir. Allahü teâlâ yeryüzüne indirdiği yağmuru taksim eder ve bir ölçüye göre indirir. Kendisine isyan eden toplumlardan o yağmuru çevirir, isyan etmeyenlerin üzerine gönderir. Eğer bütün toplumlar isyan içindeyse, o zaman yağmuru halkın olmadığı yerlere ve denize indirir. Böylece yeryüzündeki bitkiler ve canlılar zarara uğrar, insanlar da azaba uğrar. Çünkü yağmur rahmettir, yokluğu ise azaptır. Rahmetin olmadığı yerde azap başlar. Bazı tefsircilere göre âyette geçen «biz yağmuru döndürürüz» ifadesinin anlamı şudur: İnsanların Allah'ın hikmet ve kudretini düşünmeleri için bazan yağmuru çok, bazan da az yağdırır. Fakat kâfirler Allah'ın hikmet ve kudretini hiçe sayarak yağmuru bulutların ve yıldızların indirdiğini iddia ederler. Halbuki O'nun izni olmadan hiçbir zerre yerinden oynamaz.

50 ﴿