|
23 «Allah'ın katında kendisine izin verilenden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet kalblerinden korku giderildiği zaman birbirlerine 'Rabbiniz ne söyledi' diye sorarlar. 'Hak söyledi' derler. O, yücelerin yücesidir.» Yüce Halik, sevgili Peygamberine şöyle buyuruyor: «Yâ Muhammed, kâfirlere de ki: İlâh diye taptıklarınızı çağırın, gelsinler sizi açlık ve yokluk belâsından kurtarsınlar.- Bundan maksat onların taptıkları putları veya meleklerdir. Bazıları, meleklere ilâh diye tapmaktadırlar. Kâfirlerin taptıkları şeylerin hiçbirisi zerre kadar bir şeye malik değildir ve Allah'ın mülkünde de ortaklıkları yoktur. Kâfirler -ma'budlarımız Allah katında, şefaatçilerimizdir, onlar bizs şefaat edecektir» demişlerdir. Halbuki Allahü teâlâ'nın müsaade ettiklerinden başkası şefaat yetkisine sahip değildir. Hem iman edenler kâfirlere şefaatçi olamadığı gibi, melekler de onlara asla şefaatçi olamazlar. Melekler sadece kendilerine emrolunanı yaparlar, ondan başkasını yapmazlar. Şayet Melekler Allah'ın peygamberlerine indirmiş olduğu vahyi işitselerdi, onun heybetinden ve Allah korkusundan yüzleri sararıp secdeye kapanırlardı. Ey kâfirler, nasıl olur da Allah korkusundan secdeye kapanan melekler size şefaatçi olurlar? Onlar ancak Allah'ın emirlerini yerine getirmekle mükelleftirler. Melekler ve gök ehli Hazret-i İsa'dan Peygamberimize kadar vahiy duymamışlardı. Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e vahiy gelmeye başlayınca, onun heybetinden akılları başlarından gitmiştir. Kendilerine geldikleri zaman «Cebrail, Rabbinizden ne haber getirdi?» diye birbirlerine sorarlar. Sonra -Hak söyledi» derler. Hâlik-ı Zülcelâl yücelerin yücesidir, O'nun şeriki, benzeri yoktur. Her şey O'na muhtaçtır. O, hiçbir şeye muhtaç değildir. |
﴾ 23 ﴿