43

«Onlara karşı açık açık âyetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: 'Bu, atalarınızın taptıklarından sizi mütemadiyen vazgeçirmek isteyen bir adamdan başkası değildir.' Ve: 'Bu Kur'an, düzülüp uydurulmuş bir iftiradan başka bir şey değildir' dediler. Hakk'a küfreden onlar, 'Hak' kendilerine gelince de şunu söylediler! 'Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir'.»

Kıyamet günü insanlar birbirlerine ne bir fayda, ne de bir zarar verebilirler. Kimse kimseye fayda veremediği gibi, zarar da veremez. Ancak Allahü teâlâ’nın kendilerine şefaat için izin verdikleri müstesnadır. Kâfirler kıyamet gününü yalanlayarak cennet ve cehennemi inkâr etmişlerdir. Hâlik-ı Mutlak, onlara kıyamet günü «yalanladığınız ateşin azabını tadın- diyecektir. Çünkü onlara Allah'ın âyetleri açık açık okunduğu halde, inanmayarak birbirlerine «bu, atalarınızın taptıklarından sizi mütemadiyen vazgeçirmek isteyenden başkası değildir. Bu Kur'an, düzülüp uydurulmuş bir iftiradan başka bir şey olmadığı gibi, apaçık bir sihirdir. Bunu, Muhammed kendisi uydurmuştur.» demişlerdir. Kâfirler, Kur'ân-ı Kerîm'in Allah tarafından gönderildiğini bildikleri halde, inatları yüzünden ona inanmamışlardır.

43 ﴿