9

«Onlara ardı arası kesilmez bir azab vardır.»

Melekler, şeytanların göğe çıkıp melekûtun sırlarına vâkıf olmasına mani olurlar. Şayet onlar melekût âleminin surlarına vâkıf olsalardı, onları gelip kendi yoldaşlarına haber verirlerdi ve onlar da şeytanlarından öğrendiklerini halka bildirirlerdi. Böylece gaipten haber vermiş olurlardı. Halbuki gaibi Allah'tan başkası asla bilemez. Bunlar göğe çıkmak istedikleri vakit, her taraftan taş yağmuruna tutulurlar ve bir şeye vâkıf oldukları zaman, hemen bir alev onların peşine takılır, çarparak yakar, yok eder. İşte bu Allah'ın kudretinin eseridir.

İbn Abbas (radıyallahü anh)’ın rivayetine göre Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bir akşam bir gurub sahâbesiyle otururlarken bir yıldızın battığını görürler. Resûlüllah, «bu batan yıldız hakkında ne dersiniz?» diye sorar. Yanında bulunanlar da «Ey Allah'ın Resulü, bu büyük bir insanın öleceğine işaret eder» derler. Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) onlara şu cevabı verir: «Yıldızların kayması (batması) ne bir kişinin ölmesine işaret eder ve ne de doğmasına işaret eder. Allahü teâlâ bir hüküm arzettiği zaman arşa götüren melekler onu işitirler, tesbihe başlarlar ve yedinci kat göğün meleklerine «Rabbimiz hükmetti» diyerek haber verirler. Her kattaki melekler bu hükmü bir alttakina ulaştırırlar. Böylece, bu haber dünya semasına ulaşır. Şeytanlar ve cinler o hükümleri öğrenmek için semaya yükselirler, melekler de onları kovmak için ateş atarlar. Fakat onlar, benden önce bu hükümlerden bir kısmını öğrenip yalan da katarak dostlarına haber verirlerdi. Şimdi oraya çıkmaya asla mecalleri yoktur. İşte bu yıldızların kayması, meleklerin şeytanları tamlamasıdır ve onlara atılan ateştir.

9 ﴿