25

«O'dur kullarından tevbeyi kabul eden. Kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilen.»

Allahü teâlâ, kullarının yapmış olduğu bütün amelleri, tevbeleri, ibadetleri kabul eder. G, tevbesini kabul ettiği kulların günahlarını afveder, kusurlarını bağışlar, kullarının yaptıklarının hepsini bilir. Ona göre mükâfat veya mücâzat verir. Kimseye haksızlık yapılmaz, herkese amelinin karşılığı verilir. Biri şirkten dönüp yapılan tevbedir. Kâfirlerin ve mürtedlerin yaptıkları tevbe. Biri de şirkten başka günahlar için yapılan tevbe. Bu da ikiye ayrılır: Biri Allah ile kul arasında meydana gelen günahtan dolayı yapılan tevbe. Allah'ın emirlerinin terk edilip, yasaklarının yapılmasıyla meydana gelen günahtan dolayı yapılan tevbe. Bunların tevbesi terk edilen şeyleri kaza edip, yasaklardan sakınmak suretiyle tevbe istiğfar etmektir. İkincisi de kullar arasında meydana gelen günahtan dolayı yapılan tevbedir. Bu tevbenin kabulü hak sahibine hakkı verilmek suretiyle yapılır. Şayet hak sahibine hakkı verilmezse yapılan tevbe Allah katında kabul olmaz. Bunlar da şöyle sıralanabilir:

Kul hakkı, zina, hırsızlık, iftira, gıybet, başkalarını kandırmak, başkalarına küfretmek. Bunların hepsinden helâllik almadıkça, yapılan tevbe kabul olmaz. Çünkü bunlar kul hakkıdır. Tevbe, bir daha eski yapılanlara dönmemek şartıyle ihlâs ve samimiyetle yapılırsa o zaman kabul olur. Muhammed ibn Mutarrak şöyla demiştir: «Ben bazı muteber kitaplarda gördüm ki, Allahü teâlâ 'bu âdemoğulları ne acaiptir. Günah işlerler, benden başka günahları bağışlayan olmadığım de bilirler ve tevbe ederler. Fakat ne o günahları terk ederler ve ne de benim rahmetimden ümidini keserler, günah işledikçe tevbe ederler. Ben de melekleri, o kullarımın günahlarını bağışladığıma şahit tutarım'» buyurmuştur. Kullarım günah işledikçe yaptıkları tevbeleri kabul ederim buyurulmasının anlamı şudur. Allah, ihlâsla tevbe edenlerin tevbesini kabul eder. İhlâsla yapılmayan tevbeler belki de kulun yapmış olduğu günahtan daha büyüktür.

25 ﴿