27

"Sonra bunların izleri üzerinde, ardı ardınca peygamberlerimizi yolladık. Arkalarından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Ona İncili verdik.. Kendisine tâbi olanların yüreklerine bir şefkat ve merhamet koyduk. Onların ihdas ettikleri ruhbanlığa (gelince:) Onu üzerlerine biz farzetmedlk. Ancak (onlar bunu sırf) Allah'ın rızâsını aramak için yaptılar. Fakat buna hakkıyla riâyet de etmediler. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik onların."

O Nûh ile İbrahim'den sonra Meryemoğlu îsâ'yı İncil'i vererek gönderdik. Ona bağlanarak îman edenlerin gönüllerine şefkat ve sevgi ihsan ettik. Böylece birbirlerini sevdiler-saydılar. Gerçek İsevîliklerini (ve öncekiler de gerçek mûsevîliklerini) korudular. O kendileri uydurdukları "Ruhbanlığı" biz onlara vacip kılmadık. Fakat onlar "bu aşırı ibâdet düşkünlüğü yolunu Allah'ın rızâsını kazanmak, hakkındaki aşırı titizliklerinden rehber edindiler. Ama hakkından da gelemediler. Kimi Yahudî, kimi de Nasranî oldu. İsa (aleyhisselâm) göğe çıktıktan sonra inançlarında şirk görüldü. Nihayet büyük çoğunluğu müşriklerden oldular. Müslümanları da incittiler. Onlar da kurtulmak için dağlara çıktılar. Ordan mağaralarda "savmeler-barınaklar" edindiler. Bir müddet oralarda ibâdet ettiler. Fakat bu sıkı rejimin üstesinden gelemediler. Tekrar döndüler. Kimileri Yahudî oldular, kimileri de Hıristiyan oldular. Çok azı "üzerlerine vacip hâline getirdikleri bu yolda" yürüdüler, îmanlarını gizlediler. Biz onların ecirlerini "Cennet ve Cemâlullah" olarak vereceğiz. Fakat bunların dışındakilerin çoğu fâsık oldular. Yani gerçek Allah dininden çıktılar. Böylece Âhirette ebedî azaba müstehâk oldular.

Bu âyet-i kerîmede mü’minlere uyanlar vardır. Şöyle: Bir kimse yüce Allah'ın emretmediği bir şeye üzerine vâcipmiş gibi aksatmadan devam ederse o üzerine vacip olur. Onu terketmek caiz olmaz. Fakat onları o kişi gizli olarak sürdürmelidir. Bırakırsa o da fâsıklığı kendilerine reva görmüş olur. Ashâbdan birinin şöyle dediği rivayet olunuyor: "Sakın Teravih namazını terketmeyiniz. Çünkü Allah size vacip-farz kılmadığı halde siz ona devam etmekle kendi kendinize vacip hale getirdiniz. Sakın bırakmayınız. Yoksa bu âyete göre fasıklardan olursunuz."

Bir de genel olarak -sanki Allah'dan merhametli imiş ve daha iradeli imiş gibi ukelâlıkla- üzerine düşmeyen bu yola "(Allah'ın buyruğunu aşarak ve onu taşarak) baş vurulursa "İstidrac" (farkına varmadan için için manevî hayatının çökmesi) tehlikesi belirir. Bu ise, en büyük kayıptır. Aklını Allah ve Rasûlünün direktifleri doğrultusunda kullanan kimseler bu tehlikeli yola sapmazlar. İstikâmet üzere azar azar ilerlerler. Çok hızlı gidip de sonunu getirememek iradeli iş değildir, Bir kimse "en ileri derecelere varamasa" da "en aşağı çukurlara" inmemelidir. İstidrac yolu bu çukura düşürür. Çünkü kendi üzerine gerekmeyenle meşgul oldular. Böylece fitneye de sebeb olurlar. Onlara kimse inanamaz. Büyüklük mevkiilerinde olanlar daha titiz olmalıdır. Yoksa peşlerinden gidenlerin de helâklarınt hazırlarlar.

27 ﴿