17

"Biz, o bahçe sahiplerini nasıl belâya uğrattiysek muhakkak bunları da belâlandırdık..."

Hak teâlâ buyurur: Mekkelileri imtihandan geçirdik. Yedi yıl kıtlık verdik. O bahçe ehlini belâlandırdık. Onlar musallî (namaza) idiler. Bahçeler onlara atalarından kalmaydı. Yemen tarafında San'aya iki fersah mesafede biryerdi, Atalan o bahçe ve tarla mahsullerinin içinden "bir yıllık nafakalarını" ayırırlardı. Kalanı ise Allah yoluna tasadduk ederlerdi. Meyva toplandığı zaman kalanı da miskinlere verirlerdi. Hurmaları topladıkları zaman dakalanı yine dervişlere (fakirlere) ihsan ederlerdi. Harmanları kaldırdıkları zaman da kalanlar miskinlerin olurdu. Bağlarını bozduklarında da kalanlardan kimsesizler yararlanırlardı. Hepsinin öşrünü verirlerdi. Üzümün kurusundan da (öşrü)nü verirlerdi. Yaptıkları pekmezden de öşürü ihmal etmezlerdi. Buğdaydan, undan, ekmekten hep öşür verirlerdi. Bu cömert re Allah'ın emrine titiz kimseler öldüklerinde de aynı şeyleri yapmaları için evlatlarına vasiyyet ederlerdi. Sakîfoğullarından olan cömert kişilerden birinin üç oğlu kaldı geride. Bunlar bir araya gelerek şu kötü kanaate vardılar: "Bizim atalarımız akılsız kişilermiş. Bizim de çok çoluk-çocuğumuz var. Artık fakirlere bir şey veremeyiz!"

Nitekim

"Hani (bahçe sahipleri) sabah olunca onu mutlaka devireceklerine, biçeceklerine yemin etmişlerdi."

Bu üç kardeş, miskinler duymadan bağlarının ve bahçelerinin mahsûllerini toplamaya yemin etmişlerdi. Böylece onları mahrum edeceklerdi.

"(Bu bâbda) istisna da yapmıyorlardı."

17 ﴿